top of page

Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi: Noter, Şerh ve Tapu Devri Talebi

Yazarın fotoğrafı: Üzeyir AHISKALI
Üzeyir AHISKALI
2 saat önce
6 dakikada okunur

Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, imzalandığı anda tapuyu alıcıya geçirmez. Usulüne uygun kurulduğunda, gelecekte satış ve mülkiyet devrinin yapılmasını isteme hakkı sağlar. Bu nedenle “noterde imzaladım, artık ev benim” düşüncesiyle hareket etmek; şerh, ödeme, teslim ve üçüncü kişiye satış risklerinin gözden kaçmasına yol açabilir.

Pratikte aynı dosyada üç ayrı soru ortaya çıkar: Sözleşme geçerli mi, tapu devri istenebilir durumda mı ve bu talep taşınmazı sonradan alan kişiye karşı da ileri sürülebilir mi? Bu rehber, taraflar arasındaki olağan taşınmaz satış vaadini temel alarak soruları kanun hükümleri ve Yargıtay kararıyla açıklar. Ön ödemeli tüketici konutları ve yükleniciden hak devralma işlemleri ayrıca kendi kurallarıyla değerlendirilmelidir.

Satış vaadi ile gerçek satış arasındaki fark nedir?

Satış vaadinde taraflar, ileride asıl satış işlemini yapmayı üstlenir. Vaat alacaklısı bir kişisel hak kazanır; sırf sözleşme nedeniyle tapu maliki olmaz. Mülkiyetin kazanılması için gerekli resmî işlem ve tescil veya tescilin yerini alabilecek mahkeme hükmü gerekir. Anahtarın verilmesi, taşınmazda oturmaya başlanması ya da bedelin tamamen ödenmesi bu ayrımı tek başına değiştirmez.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.29, ileride sözleşme kurulmasına ilişkin önsözleşmeleri düzenler ve kural olarak ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlar. TBK m.237 ise açıkça “Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz” der. Bu hüküm, satış vaadinde şeklin yalnızca ispat kolaylığı değil, geçerlilik şartı olduğunu gösterir.

Noterler artık taşınmaz satış sözleşmesi de yapabilir. 1512 sayılı Noterlik Kanunu m.61/A ile düzenlenen bu satış işlemi ile satış vaadi aynı işlem değildir. Belgenin noterlikte düzenlenmiş olması, hangisinin yapıldığını tek başına açıklamaz. İşlemin adı, içeriği ve tapu sicilinde tescilin tamamlanıp tamamlanmadığı ayrıca kontrol edilmelidir.

Noterde yalnızca imza onayı yeterli mi?

Noterlik Kanunu m.89, taşınmaz satış vaadini düzenleme şeklinde yapılması gereken işlemler arasında sayar. Tarafların kendi hazırladıkları bir kâğıttaki imzaların onaylanması ile noterin düzenlediği resmî senet farklıdır. Bir emlak ofisinde veya evde imzalanan “satış protokolü”, sırf üzerinde tanık imzaları veya ödeme kaydı bulunduğu için geçerli satış vaadine dönüşmez.

Ancak şekle aykırılık tespiti, her dosyada bütün taleplerin ortadan kalktığı anlamına da gelmez. Ödenen bedelin geri istenmesi, sebepsiz zenginleşme, zarar veya özel kanun koruması ayrı temellere dayanabilir. Özellikle tüketiciye ön ödemeli konut satışında 6502 sayılı Kanun'un özel hükümleri vardır. Bu işlemleri sıradan iki kişi arasındaki satış vaadiyle aynı kalıba sokmak yanlış sonuç doğurabilir.

Sözleşme vekil aracılığıyla kurulacaksa vekâletnamenin kapsamı, vaat edilen taşınmaz ve temsil yetkisi incelenmelidir. Tüzel kişilerde imzaya yetkili kişi ile şirketin tapu malikliği birbirinden ayrı kontrol edilir. Sözleşmenin resmî şekilde kurulması, temsil yetkisindeki veya taşınmazın hukuki durumundaki her sorunu kendiliğinden gidermez.

İmza öncesinde hangi bilgiler açık olmalı?

Taşınmaz veya pay, tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir. İl, ilçe, mahalle, ada-parsel, bağımsız bölüm ve arsa payı bilgileri ile fiilen gösterilen yer karşılaştırılır. Özellikle henüz yapılmamış bağımsız bölümde kat, cephe, nitelik ve hangi proje üzerinden belirleme yapıldığı açıklanmalıdır. “Binadan bir daire” gibi belirsiz ifadeler daha sonra ifa ve tescil uyuşmazlığına dönüşebilir.

  • Bedel ve ödeme: Toplam tutar, taksitler, banka hesabı ve ödemelerin hangi sözleşmeye ait olduğu belirtilmelidir.

  • Devir zamanı: Kesin tarih veya gerçekleşmesi gereken şart, tarafların hazırlık yükümlülükleriyle birlikte yazılmalıdır.

  • Tapu yükleri: İpotek, haciz, tedbir, aile konutu ve diğer kayıtların nasıl giderileceği açıklanmalıdır.

  • Teslim: Anahtar teslimi, kullanım, kira veya giderlerin hangi tarihte kime ait olacağı belirlenmelidir.

  • Aykırılık: Gecikme, eksik ödeme, imkânsızlık, ceza şartı ve dönme koşulları çelişkisiz kurulmalıdır.

Vaat edenin henüz tapu maliki olmadığı bir işlemde geçerlilik ile ifa kabiliyeti ayrıca ayrılır. Başkasının taşınmazı hakkında borç üstlenilmiş olması, gerçek malik üzerinde kendiliğinden yükümlülük yaratmaz. Miras payı, elbirliği mülkiyeti veya yüklenicinin henüz hak etmediği bölüm söz konusuysa tapuya ulaşma imkânı daha dikkatli araştırılmalıdır.

Tapuya şerh ne sağlar?

Türk Medeni Kanunu m.1009, taşınmaz satış vaadinden doğan hakların tapu kütüğüne şerhini mümkün kılar. Maddenin ikinci fıkrasına göre bu haklar, şerh verilmekle taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir. Şerhin temel işlevi, alacaklının talebinin yalnızca ilk sözleşme tarafına karşı kullanılabilir durumda kalmasını önlemeye yardımcı olmaktır.

2644 sayılı Tapu Kanunu m.26, noterce düzenlenen satış vaadi sözleşmesinin taraflardan birinin istemiyle şerh edilmesini düzenler. Noterlik Kanunu m.60/3 de taraflardan birinin talebi ve harç-giderlerin ödenmesi üzerine tapu bilişim sistemi üzerinden şerh verilmesini noterin görevleri arasında sayar. Sözleşmede “şerh verilebilir” yazması ile şerhin sicile fiilen işlenmesi aynı değildir; işlemin sonucunu güncel kayıttan görmek gerekir.

Şerh mülkiyet kazandırmaz; satıcının borcunu ve alıcının kişisel hakkını güçlendirir. Daha önce mevcut bir ipoteği otomatik kaldırmaz, bütün hacizleri etkisiz hâle getirmez ve her türlü devir işlemini kesin olarak yasaklayan mahkeme tedbiri yerine geçmez. Sicildeki hakların türü, sırası ve kazanılma tarihleri birlikte değerlendirilmelidir.

Beş yıllık şerh süresi ile zamanaşımı aynı mı?

Tapu Kanunu m.26, şerhten itibaren beş yıl içinde satış veya ilgili tescil gerçekleşmezse şerhin resen terkinini öngörür. Bu beş yıl, sözleşmenin bütün borçlarını kendiliğinden yok eden genel bir geçerlilik süresi olarak okunmamalıdır. Şerhin üçüncü kişilere karşı etkisi ile taraflar arasındaki ifa alacağının zamanaşımı farklı meselelerdir.

TBK m.146'da, kanunda başka süre öngörülmedikçe alacaklar için on yıllık genel zamanaşımı yer alır. TBK m.149 ise zamanaşımını alacağın muaccel olduğu andan başlatır. Satış vaadinde bu başlangıç; ifa tarihi, koşullar, hukuki imkân ve tarafların edimleri incelenerek belirlenir. Her dosyada sözleşme tarihine on yıl eklemek yeterli değildir. Taşınmazın teslimi, borcun kabulü veya zamanaşımının kesilmesi gibi olgular da ayrıca önem taşıyabilir.

Bu sebeple “beş yıl geçti, artık dava açılamaz” veya “on yıl dolmadı, şerhi kontrol etmeye gerek yok” sonuçlarının ikisi de hatalı olabilir. Şerhin tarihini ve güncel durumunu takip etmek, ifa talebini zamanında ileri sürmekten ayrı bir koruma adımıdır.

Satıcı tapuyu devretmezse hangi talep ileri sürülür?

TMK m.716, mülkiyetin kazanılmasına esas olacak hukuki sebebe dayanarak malikten tescili isteme hakkı bulunan kişiye, malik kaçınırsa hâkimden mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteme imkânı verir. Geçerli ve ifası mümkün satış vaadinde, şartları oluşmuşsa tapu iptali ve tescil talebi gündeme gelebilir. Dava açılması, alıcının kendi ödeme borcunu veya sözleşmedeki şartları ortadan kaldırmaz.

Önce vaat edilen payın ve güncel malikin doğru belirlenmesi gerekir. Kalan bedel, devir tarihi, şartın gerçekleşmesi ve karşı tarafın temerrüdü incelenir. Gerekli durumda ihtar, tapu işlemine davet veya bedelin ifasına ilişkin usul kurulmalıdır. Tescil imkânsızsa ya da alıcı farklı hakkını kullanacaksa iade ve tazminat talepleri ayrı hukuki gerekçelerle oluşturulur. Tescil ile her tür zarar talebinin otomatik birlikte kabul edileceği söylenemez.

Taşınmazın aynına ilişkin davalarda HMK m.12'deki kesin yetki kuralı önemlidir. Görevli mahkeme ve arabuluculuk şartı ise tarafların tüketici, ticari veya olağan özel hukuk ilişkisine göre ayrıca değerlendirilir. Her taşınmaz uyuşmazlığının dava öncesinde zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu düşünülmemelidir. Devir tehlikesi varsa ihtiyati tedbir gereği de somut delillerle incelenir.

Yargıtay kararı: Üçüncü kişinin iyiniyeti sicilden bağımsız değerlendirilemez

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 21.11.2024 tarihli, E.2024/4341, K.2024/5150 sayılı kararı, satış vaadine dayalı tapu iptali ve tescil uyuşmazlığına ilişkindir. Taşınmazların üçüncü kişilere devredildiği dosyada yerel mahkeme, yeni maliklerin iyiniyetli olduğu gerekçesiyle davayı reddetmişti. İncelemede, elektronik kayıtlardaki kaldırma işlemine rağmen bazı parsellerin tapu kütüğünde ihtiyati tedbir kaydının görünmeye devam ettiği belirlendi.

Daire, alıcıların iyiniyetinin bu sicil durumu dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararı bozdu. Kararda satış vaadinin kişisel hak doğurduğu ve koşulları varsa TMK m.716 uyarınca tescilin istenebileceği de açıklandı. Buradaki kayıt bir ihtiyati tedbir kaydıdır; satış vaadi şerhiyle aynı şey değildir. Karardan çıkarılacak sonuç, bütün üçüncü kişilerin kötüniyetli olduğu değil, gerçek sicil içeriği incelenmeden karar verilemeyeceğidir.

Sık sorulan sorular

Bedelin tamamını ödedim; başka belge gerekli mi?

Ödeme güçlü bir delildir, fakat sözleşmenin resmî şeklinin ve tescilin yerine geçmez. Dekontta taşınmaz ve sözleşmeyle bağlantı kurulması, hangi taksidin ödendiğinin anlaşılması önemlidir. Elden ödeme iddiasında makbuz, teslim ve hesaplaşma belgelerinin kapsamı ayrıca incelenir. Ödemenin kime yapıldığı ile sözleşmenin tarafı aynı olmayabilir.

Satıcı ölürse sözleşme sona erer mi?

Ölüm, malvarlığına ilişkin sözleşme borçlarını kural olarak kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Mirasçılar, mirasçılık belgesi, mirasın reddi ve terekenin durumu araştırılarak doğru taraflar belirlenir. Tapu hâlâ ölen kişi adına görünüyorsa bu kayıtla yetinilmez. Paylı veya elbirliği mülkiyetinde tescilin nasıl istenebileceği dosyanın yapısına bağlıdır.

Tapuyu başkası almışsa mutlaka geri alabilir miyim?

Hayır. Şerh, tedbir, üçüncü kişinin iyiniyeti, sicildeki kayıtlar ve devrin koşulları birlikte değerlendirilir. TMK m.1023 ve 1024'teki koruma ve sınırlar önem taşır. İlk satıcıyla yapılan sözleşme, şartları oluşmadan başka bir kişinin ayni hakkını ortadan kaldırmaz. Tescil mümkün değilse satıcıya yöneltilebilecek parasal talepler ayrıca incelenir.

Dosyada tutulacak belgeler ve ilgili rehberler

Noter senedi ve ekleri, vekâletnameler, güncel ve işlem tarihindeki tapu kayıtları, ödeme belgeleri, teslim tutanağı, ihtarlar ve devir yazışmaları birlikte saklanmalıdır. Başvuru öncesinde bunların tarih sırasına konulması; ifa, zamanaşımı ve üçüncü kişiye devir sorunlarını ayırmayı kolaylaştırır. Hukuki dayanaklar TBK m.29, 146, 149 ve 237; TMK m.706, 716, 1009, 1023 ve 1024; Noterlik Kanunu m.60, 61/A ve 89; Tapu Kanunu m.26'dır. Kontrol tarihi 3 Kasım 2026'dır.

© 2026 Ahıskalı Hukuk & Danışmanlık 

  • LinkedIn
bottom of page