top of page

Yıkım Kararı Olmadan Yapı Yıkılabilir mi? AYM’den Önemli Karar

Yazarın fotoğrafı: Üzeyir AHISKALI
Üzeyir AHISKALI
22 Eyl
4 dakikada okunur

Anayasa Mahkemesi, 22 Şubat 2024 tarihli E.2023/191, K.2024/58 sayılı kararıyla, 775 sayılı Gecekondu Kanunu kapsamında bazı izinsiz yapıların ayrıca bir yıkım kararı alınmadan doğrudan yıktırılmasına imkân veren düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti.


Karar özellikle Hazine, belediye ve diğer kamu idarelerine ait taşınmazlar üzerindeki izinsiz yapılar bakımından önem taşıyor. Mahkemenin üzerinde durduğu temel sorun, yapının hukuki durumundan bağımsız olarak, yıkım gibi ağır sonuç doğuran bir müdahaleye karşı ilgilinin yıkımdan önce etkili bir başvuru imkânına sahip olup olmadığıdır.


Eski Düzenleme Ne Diyordu?


775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 18. maddesinin eski hâline göre belediyelere, Hazineye, özel idarelere ve maddede sayılan diğer kamu idarelerine ait taşınmazlarda bulunan izinsiz yapılar, inşaat hâlinde veya kullanılmaya başlanmış olsalar dahi ayrıca bir yıkım kararı alınmasına gerek bulunmadan belediye veya devlet zabıtası tarafından yıktırılabiliyordu.

AYM’nin incelediği düzenlemede kritik ifade, “hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın” ibaresiydi.


Anayasa Mahkemesine Başvuru Nasıl Yapıldı?


Uyuşmazlık, belediye tarafından bir yapının yıkılacağının bildirilmesi üzerine açılan iptal davasından kaynaklandı. Davaya bakan İstanbul 7. İdare Mahkemesi, karar alınmaksızın gerçekleştirilebilen yıkımın kişinin yargı yoluna etkili biçimde başvurmasını güçleştirdiği kanaatine vararak kuralı Anayasa Mahkemesine taşıdı.


AYM’nin Temel Gerekçesi: Etkili Başvuru İmkânı


Anayasa Mahkemesi, idarenin yıkım yetkisinin varlığını bütünüyle ortadan kaldırmadı. Kararın merkezinde, mülkiyet hakkına müdahale niteliği taşıyabilecek bir yıkım işlemine karşı kişinin etkili biçimde başvurabilmesi gerektiği düşüncesi bulunuyor.

Yazılı bir yıkım kararı bulunmadığında kişi; yıkımın hangi hukuki sebebe dayandığını, yapının gerçekten 775 sayılı Kanun kapsamına girip girmediğini ve işlemin hangi makam tarafından hangi gerekçeyle gerçekleştirileceğini yıkımdan önce tartışma imkânından yoksun kalabiliyordu.

Mahkeme bu nedenle düzenlemeyi mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkı yönünden Anayasa’ya aykırı buldu.


AYM Hangi Hükmü İptal Etti?


Anayasa Mahkemesi, 775 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasında yer alan, karar alınmasına gerek olmaksızın belediye veya devlet zabıtası tarafından derhal yıkım yapılmasına imkân veren bölümü iptal etti. İptal nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan ilgili kısımlar yönünden de sonuç doğurdu.

Kararın tam metnine Anayasa Mahkemesinin resmî karar veri tabanından ulaşılabilir.


Karardan Sonra Kanun Değişti: Bugün Yıkım Usulü Nasıl?


AYM kararından sonra kanun koyucu 775 sayılı Kanun’un 18. maddesini yeniden düzenledi. 7534 sayılı Kanun ile getirilen yeni sistemde, maddede belirtilen izinsiz yapılar bakımından artık ilgili idare tarafından yıkım kararı alınması öngörülüyor.

Güncel düzenlemeye göre alınan kararın 7 gün içinde ilgilisine iadeli taahhütlü olarak tebliğ edilmesi; tebligat yapılamazsa kararın bir örneğinin yapıya asılması ve muhtarlığa bırakılması; tebliğ tarihinden 15 gün sonra ise yıkımın gerçekleştirilebilmesi öngörülmüştür.

Değişikliğin kanun metni için 7534 sayılı Kanunun TBMM’deki resmî metnine bakılabilir.


Her Ruhsatsız Yapı 775 Sayılı Kanuna Göre Yıkılabilir mi?


Hayır. 775 sayılı Kanun’un 18. maddesi bütün ruhsatsız veya imara aykırı yapılar için uygulanabilecek genel bir yıkım hükmü değildir. Yapının bulunduğu taşınmazın mülkiyet durumu, yapının niteliği ve maddede aranan diğer şartlar ayrıca değerlendirilmelidir.

Özellikle Hazine taşınmazlarıyla ilgili uyuşmazlıklarda 2/B ve Hazine arazilerine ilişkin güncel rehberimiz de taşınmazın hukuki statüsünü anlamak bakımından yararlı olabilir.


Yıkım Kararı Tebliğ Edildiğinde Neler Kontrol Edilmeli?


Bir belediye veya başka bir idari makam tarafından yıkım kararı tebliğ edilmesi, işlemin kendiliğinden hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. Somut olayda özellikle aşağıdaki hususların kontrol edilmesi önemlidir:

  • Yıkım kararını hangi makamın verdiği

  • Kararın hangi kanun maddesine dayandığı

  • Yapının ve taşınmazın bilgilerinin doğru olup olmadığı

  • Yapının gerçekten belirtilen kanun kapsamında kalıp kalmadığı

  • Kararın usulüne uygun biçimde tebliğ edilip edilmediği

  • Kanunda öngörülen sürelerin beklenip beklenmediği

  • Yapıyla ilgili ruhsat, yapı kayıt belgesi, mahkeme kararı veya başka bir idari işlemin bulunup bulunmadığı


Yıkım Kararına Karşı Dava Açılması Yıkımı Durdurur mu?


İdari bir işleme karşı dava açılması, kural olarak işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle yalnızca yıkım kararının iptali için dava açılmış olması, yıkımın her durumda duracağı anlamına gelmez.

Yıkımın uygulanmasının telafisi güç veya imkânsız sonuçlar doğuracağı ileri sürülüyorsa, somut olayın şartlarına göre yürütmenin durdurulması talebi de gündeme gelebilir. Mahkeme bu talebi kanundaki şartlar çerçevesinde ayrıca değerlendirir.


Belediye Haber Vermeden Yapıyı Yıkabilir mi?


AYM’nin E.2023/191, K.2024/58 sayılı kararının pratik önemi özellikle burada ortaya çıkıyor. Eski düzenlemedeki karar alınmaksızın doğrudan yıkım sistemi iptal edilmiş, daha sonra yapılan kanun değişikliğiyle karar ve tebligat aşaması açıkça düzenlenmiştir.

Bu nedenle bugün 775 sayılı Kanun kapsamında yapılacak bir yıkımda yalnızca yapının ruhsatsız veya izinsiz olup olmadığına değil; yıkım kararının varlığına, kararı veren makamın yetkisine, tebligata ve kanuni sürelere de bakılması gerekir.


Yıkım Yapıldıktan Sonra Tazminat İstenebilir mi?


Bir yapının yıkılmış olması otomatik olarak tazminat hakkı doğurmaz. Bununla birlikte yıkım işleminin hukuka aykırı olduğunun ortaya çıkması ve işlem nedeniyle zararın meydana gelmesi hâlinde idarenin sorumluluğu somut olayın şartlarına göre ayrıca değerlendirilebilir.

Taşınmazın idarece farklı amaçla kullanılması veya mülkiyet hakkına başka biçimde müdahale edilmesiyle ilgili benzer sorunlar bakımından yola terk edilen arsanın geri alınması ve tazminat konulu yazımız da incelenebilir.


AYM Kararının Vatandaş Açısından Önemi


Kararın temel sonucu, idarenin yıkım yetkisinin hukuki denetim dışında olmadığıdır. Bir yapı hakkında yıkım işlemi yapılacak olması, idarenin usule ilişkin yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.

Bugün 775 sayılı Kanun kapsamında bir yıkım söz konusuysa yazılı kararın bulunup bulunmadığı, kararın yetkili makamdan çıkıp çıkmadığı, tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, sürelerin uygulanıp uygulanmadığı ve yapının gerçekten madde kapsamına girip girmediği birlikte değerlendirilmelidir.

Kentsel dönüşüm sürecindeki taşınmaz işlemleri hakkında ayrıca kentsel dönüşümde tapu harcı ve muafiyetler başlıklı rehberimize göz atabilirsiniz.


Sık Sorulan Sorular


Yıkım kararı olmadan bina yıkılabilir mi?

İdarenin yıkım yetkisi kanuni dayanağa ve uygulanacak özel usule bağlıdır. AYM’nin E.2023/191, K.2024/58 sayılı kararı, 775 sayılı Kanun bakımından karar alınmaksızın doğrudan yıkıma imkân veren eski düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bulmuştur.


Yıkım kararına karşı nereye dava açılır?

İdari nitelikteki yıkım kararlarına karşı uyuşmazlığın niteliğine göre idari yargıda iptal davası gündeme gelir. Görev, süre ve başvuru yolu somut işlem ve dayanak mevzuata göre değerlendirilmelidir.


Dava açmak yıkımı otomatik olarak durdurur mu?

Kural olarak hayır. İptal davası açılması işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Şartları varsa yürütmenin durdurulması ayrıca talep edilebilir.


Ruhsatsız bina hemen yıkılabilir mi?

Ruhsatsızlık önemli bir unsur olsa da uygulanacak kanun, yetkili makam, yıkım kararı, tebligat ve diğer usul şartları ayrıca incelenmelidir.


Sonuç


Anayasa Mahkemesinin 22 Şubat 2024 tarihli E.2023/191, K.2024/58 sayılı kararı, 775 sayılı Gecekondu Kanunu kapsamında karar alınmadan ve kişiye etkili başvuru imkânı bırakılmadan doğrudan yıkım yapılabilmesine ilişkin eski düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bulmuştur.

Karardan sonra yapılan kanun değişikliğiyle yıkım kararı alınması, kararın ilgilisine tebliği ve yıkımdan önce belirli bir sürenin geçmesi yönünde yeni bir sistem oluşturulmuştur. Bu nedenle günümüzde bir yıkım işlemi değerlendirilirken yapının hukuki statüsü kadar karar, yetki, tebligat ve süre unsurlarının da incelenmesi gerekir.


Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut uyuşmazlığın koşulları farklı olduğundan tek başına hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir.

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

© 2026 Ahıskalı Hukuk & Danışmanlık 

  • LinkedIn
bottom of page