top of page

Kira Sözleşmesinde Kefilin Sorumluluğu: İmza, Eş Rızası ve Uzayan Dönemler

Yazarın fotoğrafı: Üzeyir AHISKALI
Üzeyir AHISKALI
6 gün önce
6 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 3 gün önce

Bir kira sözleşmesinde “kefil” başlığının altına imza atılması, o kişinin kiracının bütün borçlarından süresiz sorumlu olduğu anlamına gelmez. Kefaletin geçerliliği, azami tutarı, tarihi, kapsamı ve gerektiğinde eşin rızası ayrı ayrı incelenir. Kira ilişkisi devam ederken kefalet sona ermiş veya sonraki dönemleri kapsamıyor olabilir.

Kiraya veren bakımından önemli olan, tahsilat zamanı geldiğinde geçerli ve belirli bir güvenceye sahip olmaktır. Kefil açısından ise imza anında üstlenilen riskin miktarını ve süresini bilmek gerekir. Bu rehber esas olarak gerçek kişilerin verdiği kefaleti ele alır; eski tarihli sözleşmeler ve şirketlerin teminatları ayrıca değerlendirilmelidir.

Geçerli bir kefalet için imza yeterli midir?

Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi kefaleti sıkı şekil koşullarına bağlar. Yazılı sözleşmede kefilin sorumlu olacağı azami miktar ve kefalet tarihi bulunmalıdır. Kefil, azami miktarı ve tarihi kendi el yazısıyla belirtmelidir. Müteselsil kefalet üstleniliyorsa bu sıfat veya aynı anlama gelen ifade de kefilin el yazısıyla yazılmalıdır. Türk Borçlar Kanunu, m.583

Kanun metni — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.583/1: “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.”

Bu nedenle hazır basılı metindeki tutarın altına yalnızca imza atılması ile kanunun aradığı şeklin tamamlanması aynı değildir. “Kefil her türlü borçtan sorumludur” gibi genel bir cümle de azami tutarın yerini tutmaz. Sonradan boş alanları başka birinin doldurması ayrıca ciddi ispat ve geçerlilik sorunları doğurabilir.

Noterde işlem yapılması, içerikte eksik bırakılmış zorunlu unsurları kendiliğinden tamamlamaz. Sözleşmenin kiracı yönünden geçerli olması da kefaletin mutlaka geçerli olduğu anlamına gelmez. Kira borcunun varlığı ile üçüncü kişinin bu borcu güvenceye alması farklı hukuki işlemlerdir.

Eşin rızası hangi durumlarda gerekir?

TBK 584 uyarınca, mahkemece verilmiş ayrılık kararı veya kanunen ayrı yaşama hakkı gibi istisnalar bulunmadıkça evli bir kişi ancak eşinin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Rıza, kefalet kurulmadan önce veya en geç kurulurken verilmelidir. Sonradan alınacak onaya güvenilerek işlem kurulması doğru değildir.

Kanunda ticaret siciline kayıtlı işletme sahibi ile şirket ortağı veya yöneticisinin işletme ya da şirketle ilgili kefaleti ve kayıtlı esnafın mesleki faaliyetiyle ilgili kefaleti gibi belirli istisnalar düzenlenmiştir. Bunların koşulları tek tek kontrol edilmelidir. Kiralananın işyeri olması veya kefilin meslek sahibi olması, tek başına eş rızasını gereksiz kılmaz. Türk Borçlar Kanunu, m.584

Kefalet sonradan değiştirilirken de dikkat gerekir. Azami tutarın artırılması, adi kefaletin müteselsil kefalete çevrilmesi veya kefil lehine güvencelerin önemli ölçüde azaltılması, eş rızası bakımından yeniden değerlendirilir. Her teknik düzeltme aynı sonucu doğurmaz; değişikliğin üstlenilen riske etkisi önemlidir.

Adi kefalet ile müteselsil kefalet arasında ne fark vardır?

Adi kefalette temel yaklaşım, kanundaki istisnalar dışında önce asıl borçluya başvurulmasıdır. Müteselsil kefalette ise TBK 586'daki koşullarla alacaklı doğrudan kefile yönelebilir. Özellikle borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde bulunması önem taşır. Türk Borçlar Kanunu, m.585–586

Müteselsil kefalet, “hiçbir koşul aranmadan bütün borçlar kefilden alınır” demek değildir. Kefaletin şekli, kapsamı ve azami tutarı yine kontrol edilir. Sözleşmede yalnızca “müşterek” veya başka bir sözcük bulunması üzerinden kesin sonuç çıkarılmamalı; kullanılan ifadenin hukuki anlamı ve el yazısı şartı birlikte incelenmelidir.

Örneğin bir aylık kira borcunun gecikmesi, sözleşmedeki her teminatı kendiliğinden ve aynı şekilde harekete geçirmez. Kiracıya yapılan bildirim, borcun muacceliyeti ve kefalet türü ayrı aşamalardır. Kiraya veren, tahsilat talebini bu aşamaları belgeleyerek hazırlamalıdır.

Kefil hangi tutardan ve hangi borçlardan sorumludur?

TBK 589'a göre kefilin sorumluluğu her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktarla sınırlıdır. Ancak azami tutar tek başına yeterli değildir: hangi borcun, hangi sözleşmenin ve hangi dönemin güvenceye alındığı da anlaşılmalıdır. Kanunda asıl borç, borçlunun kusur veya temerrüdünün sonuçları ve belirli koşullardaki takip giderleri yönünden ayrı hükümler vardır. Türk Borçlar Kanunu, m.589

“Üst sınır 300.000 TL ise her durumda bu tutar istenir” düşüncesi yanlıştır. Gerçekte doğmuş, kefalet kapsamına giren ve diğer koşulları taşıyan borç hesaplanır. Kiracı borcu ödemişse aynı alacak kefilden yeniden tahsil edilemez. Kira, aidat, zarar ve diğer kalemler tek bir başlık altında gerekçesiz biçimde birleştirilmemelidir.

Kanun, kefilin ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmayı da geçersiz sayar. Bir sözleşmeye “geciken her gün için şu kadar ceza, kefil de öder” yazılması tahsilatı kendiliğinden mümkün kılmaz. Konut ve çatılı işyeri kirasındaki kiracı aleyhine ödeme düzenlemeleri ayrıca kendi emredici kurallarına tabidir.

Kira sözleşmesi uzarsa kefalet de otomatik uzar mı?

Kira sözleşmesinin kanunen veya tarafların anlaşmasıyla devam etmesi, kefaletin sınırsız devamı anlamına gelmez. İlk dönem için verilen güvence ile yenilenen dönemleri de kapsayacak şekilde kurulmuş güvence ayrılmalıdır. Gelecek dönemlere ilişkin sorumluluğun kapsamı ve sınırları belirli olmalı; zorunlu şekil kuralları korunmalıdır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 14.05.2025 tarihli, 2024/3939 E., 2025/2812 K. sayılı kararında uzayan dönemlere ilişkin kefalet sorumluluğu tartışılmıştır. Sonraki dönemler için açık kapsam bulunmaması değerlendirmede etkili olmuştur. Kararın dayandığı kira sözleşmesi 2011 tarihlidir; dolayısıyla eski sözleşmeye uygulanan hukuk ile bugün kurulacak kefaletin şekil koşulları birbirine karıştırılmamalıdır. Kararın resmî metni

Uygulamada “kiracı oturduğu sürece kefilim” ifadesine dayanılarak yıllar sonra bütün artışların istenmesi uyuşmazlık yaratır. Sözleşmenin ilk sayfasındaki bir yıllık süre, kefalet bölümündeki tutar ve yenileme düzeni birlikte okunmalıdır. Belirsiz bir cümleyi sınırsız teminat gibi değerlendirmek güvenli değildir.

Gerçek kişi kefil için on yıllık sınır ne anlama gelir?

TBK 598, gerçek kişilerce verilen kefaletin kural olarak kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden sona ermesini düzenler. Bu, her kefaletin mutlaka on yıl geçerli olduğu anlamına gelmez. Daha kısa süre veya daha dar dönem kararlaştırılmış olabilir; asıl borcun sona ermesi de ayrıca değerlendirilir. Türk Borçlar Kanunu, m.598

Kanun, sürenin uzatılması için ayrıca zaman ve şekil koşulları öngörür. Uzatma, sona ermeden en erken bir yıl önce ve kefaletin şekline uygun biçimde yapılabilir; en fazla yeni bir on yıllık dönem için sonuç doğurabilir. Sadece kira sözleşmesinin yenilenmesi, bu özel işlemin yerini tutmaz.

Buradaki on yıl, konut kiralarında on yıllık uzama nedeniyle tahliye hesabıyla aynı değildir. Birisi teminatın süresine, diğeri kira ilişkisinin sona erdirilmesine ilişkindir. Başlangıç tarihleri ve hukuki sonuçları ayrı tutulmalıdır.

“Garantör” veya “müteselsil borçlu” yazılması sonucu değiştirir mi?

TBK 603, gerçek kişilerce kişisel güvence verilmesine ilişkin başka adlar altında yapılan sözleşmelerde de kefaletin şekil, ehliyet ve eş rızası hükümlerinin uygulanmasını öngörür. Böylece yalnız başlığı değiştirmekle koruyucu kuralların aşılmasının önüne geçilir. Türk Borçlar Kanunu, m.603

Ancak gerçekten kira sözleşmesinin tarafı olan ortak kiracı ile yalnız teminat veren kişi aynı değildir. Kişinin kullanımdaki rolü, kendi borcunu mu yoksa başkasının borcunu mu üstlendiği ve sözleşmenin bütünü değerlendirilir. Her “ortak borçlu” kaydını otomatik kefalet veya her “garantör” kaydını bağımsız güvence saymak doğru olmaz.

Kefile ihtar veya ödeme emri gelirse ne yapılmalı?

Önce tebliğ tarihi kaydedilmeli ve belgenin türü belirlenmelidir. İhtarname, icra ödeme emri ve dava dilekçesi aynı değildir; cevap ve başvuru süreleri farklı olabilir. “Ben sadece iyilik için imza attım” demek hukuki incelemenin yerine geçmez. Aynı şekilde “kefalet geçersizdir” düşüncesiyle resmî evrakı cevapsız bırakmak da risklidir.

İnceleme için şu belgeler bir araya getirilmelidir:

  • Kira sözleşmesinin kefalet dâhil bütün sayfaları ve sonradan yapılan ekler.

  • El yazılı tutar, tarih ve kefalet türünü gösteren bölüm.

  • İlgiliyse eş rızası ve istisna iddiasını destekleyen kayıtlar.

  • Hangi aylara ait borç istendiğini gösteren ayrıntılı hesap.

  • Kiracı ödemeleri, alacaklı bildirimleri ve tebliğ belgeleri.

  • Önceki tahsilatlar ve borcun sona ermesine ilişkin belgeler.

Ödeme düşünülüyorsa da hangi borcun kapatıldığı ve ödeme sonrasında hangi hakların saklı olduğu açıklığa kavuşturulmalıdır. Kefilin ödeme sonrası kiracıya yöneltebileceği talepler ayrıca incelenir; belgesiz veya yanlış kişiye yapılan ödeme yeni bir uyuşmazlık doğurabilir.

Sık sorulan sorular

Kefilin imzası geçersizse kira sözleşmesi de geçersiz olur mu?

Bu sonuç otomatik doğmaz. Kira ilişkisi ile kefalet ayrı değerlendirilir. Kiracının kendi kira borcu, kefaletin şekil eksikliği nedeniyle kendiliğinden ortadan kalkmaz.

Kiraya zam yapıldığında kefilin limiti de artar mı?

Azami tutar kendiliğinden enflasyon veya kira artışı kadar büyümez. Borcun hangi dönem ve tutar içinde teminat altında olduğu incelenir. Kefilin yükünü artıran değişiklikler zorunlu şekil ve gerektiğinde eş rızası bakımından kontrol edilmelidir.

Kefil tek taraflı mesajla her zaman sorumluluktan çıkabilir mi?

Hayır. Sona erme, süre, kapsam ve kanundaki özel imkânlara bağlıdır. Kiraya verene “artık kefil değilim” mesajı göndermek, doğmuş sorumlulukları otomatik silmez. Çözüm için kefalet metni ve borcun zamanı birlikte değerlendirilmelidir.

Kefalet kiracının tahliyesi için de güvence midir?

Para borcuna kefalet, kiracının yerine taşınmazı boşaltma veya kefilin kendi evinden çıkarılması sonucunu doğurmaz. Tahliye talebi ile kefile yöneltilen parasal talep ayrı koşullara tabidir.

İlgili rehberler ve kaynak çerçevesi

Asıl borç bakımından ödenmeyen kira, ihtar ve tahliye, dönem hesabı bakımından kira artışı ve TÜFE sınırı, çözüm süreci için kira arabuluculuğu rehberleri incelenebilir.

Yazı, 28 Ekim 2026 itibarıyla kontrol edilen mevzuat ve belirtilen karara dayalı genel bilgilendirmedir. Özellikle 1 Temmuz 2012 öncesi kefaletler için yürürlük ve geçiş hükümleri ayrıca incelenmelidir. Diğer yazılar Kira Hukuku kategorisinde yer alır.

Konuların tamamına ve okuma sırasına ulaşın: Kira Hukuku Başlangıç Rehberi.

© 2026 Ahıskalı Hukuk & Danışmanlık 

  • LinkedIn
bottom of page