top of page

İtirazın İptali Davası: Süre, Arabuluculuk ve İcra İnkâr Tazminatı | 2026

Yazarın fotoğrafı: Üzeyir AHISKALI
Üzeyir AHISKALI
30 Ağu
8 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 44 dakika önce

İtirazın İptali Davası: Süre, Arabuluculuk ve İcra İnkâr Tazminatı | 2026 — görsel özet

İlamsız icra takibinde borçlunun süresinde itiraz etmesiyle takip durur. Alacaklı bu noktadan sonra, itirazın kendiliğinden ortadan kalkmasını bekleyemez; takipte ilerlemek istiyorsa İcra ve İflas Kanunu'nun öngördüğü yollardan birine başvurmalıdır. Bu yollardan en önemlisi, İİK m.67'de düzenlenen itirazın iptali davasıdır.

İtirazın iptali davasında mahkeme yalnızca icra dosyasındaki şekli işlemleri değil, alacağın gerçekten var olup olmadığını genel hükümlere göre inceler. Bu nedenle sözleşme, fatura, teslim, ödeme, mahsup, zamanaşımı, ayıp, hizmetin ifası, hesap hareketleri ve uyuşmazlığın niteliğine göre diğer maddi hukuk meseleleri yargılamanın merkezine girebilir.

Bu rehber, 30 Ağustos 2026 itibarıyla yürürlükteki İİK m.67 ve güncel Yargıtay yaklaşımı çerçevesinde itirazın iptali davasının şartlarını, bir yıllık süreyi, görevli mahkemeyi, arabuluculuğu ve icra inkâr tazminatını açıklamaktadır.

İtirazın İptali Davası Nedir?

İtirazın iptali davası, borçlunun ilamsız icra takibine yaptığı itiraz nedeniyle duran takibin devamını sağlamak amacıyla alacaklı tarafından açılan davadır. Alacaklı, takip konusu alacağın mevcut olduğunu genel ispat kuralları çerçevesinde ortaya koyar ve borçlunun itirazının iptalini talep eder.

Davanın kabulü hâlinde borçlunun itirazı hükümden düşer ve alacaklı, kararın kapsamına göre durmuş olan icra takibine devam edebilir. Karar maddi anlamda kesin hüküm niteliği de taşıdığından, taraflar bakımından yalnızca geçici bir icra hukuku sonucu doğurmaz.

İtirazın İptali Davasının Şartları Nelerdir?

İtirazın iptali davasından söz edilebilmesi için öncelikle ilamsız bir icra takibi bulunması, borçlu tarafından bu takibe itiraz edilmiş olması ve itiraz nedeniyle takibin durmuş olması gerekir.

Alacaklı ayrıca dava açmakta hukuki yarara sahip olmalıdır. Örneğin borçlu, itirazdan sonra ancak dava açılmadan önce takip konusu borcun tamamını ödemişse artık itirazın iptali yoluyla takibin devamını istemekte hukuki yarar bulunmayabilir. Kısmi ödeme hâlinde ise dava tarihi itibarıyla kalan borç ve fer'iler ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

İtirazın İptali Davası Açma Süresi Ne Kadardır?

İİK m.67 uyarınca alacaklı, borçlunun itirazının kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir. Bu bir yıllık süre, kanunda özel olarak düzenlenmiş hak düşürücü nitelikte bir süredir.

Buradaki kritik nokta, sürenin borçlunun itiraz ettiği tarihte veya alacaklının itirazı haricen öğrendiği tarihte değil, itirazın alacaklıya tebliği tarihinde başlamasıdır. İtiraz alacaklıya usulüne uygun tebliğ edilmemişse bir yıllık özel süre kural olarak başlamaz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yerleşik yaklaşımında da itirazın iptali için öngörülen bir yıllık sürenin, itirazın alacaklıya tebliğiyle başlayacağı kabul edilmektedir. Güncel bölge adliye mahkemesi uygulamalarında da yalnızca harici öğrenmenin bu özel süreyi başlatmadığı vurgulanmaktadır.

İtirazın İptali Davası Ne Kadar Sürer?

İtirazın iptali davası için her dosyada geçerli sabit bir sonuçlanma süresi vermek mümkün değildir. Yargılamanın süresi; görevli mahkemenin iş yüküne, tebligatların tamamlanmasına, tarafların ileri sürdüğü delillere, bilirkişi incelemesi gerekip gerekmediğine, tanık dinlenmesine ve uyuşmazlığın teknik veya hesap yönünden kapsamına göre değişebilir. Bu nedenle dava açma süresi ile davanın mahkemede ne kadar süreceği birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Bir Yıllık Süre Geçirilirse Alacak Tamamen Kaybedilir mi?

Hayır. İİK m.67 açıkça, itirazın iptali için öngörülen bir yıllık süreyi geçiren alacaklının genel hükümler çerçevesinde alacak davası açma hakkının saklı olduğunu belirtmektedir.

Ancak genel alacak davası ile itirazın iptali davası aynı sonuçları doğurmaz. İtirazın iptali davası, mevcut icra takibinin devamına ve şartları varsa icra inkâr tazminatına imkân verir. Bir yıllık süre geçirildikten sonra açılacak genel alacak davasında ise bu özel sonuçlardan yararlanma imkânı farklılaşır. Ayrıca asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi ayrıca kontrol edilmelidir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?

İtirazın iptali davasında görevli mahkeme, yalnızca icra takibi yapılmış olmasına bakılarak belirlenmez. Asıl alacağın hangi hukuki ilişkiden doğduğu esas alınır.

Örneğin ticari bir uyuşmazlıkta asliye ticaret mahkemesi, işçi-işveren uyuşmazlığında iş mahkemesi, tüketici işleminde tüketici mahkemesi, kira ilişkisinden kaynaklanan bazı uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesi görevli olabilir. Genel nitelikteki özel hukuk alacaklarında ise uyuşmazlığın niteliğine göre asliye hukuk mahkemesi gündeme gelebilir.

Yetki bakımından da genel usul kuralları, sözleşmenin ifa yeri, tarafların yerleşim yeri, özel yetki hükümleri ve varsa geçerli yetki sözleşmesi birlikte değerlendirilmelidir. İcra takibinin yapıldığı yerin her durumda dava bakımından da yetkili mahkeme olduğu varsayılmamalıdır.

Mahkemenin Yetkisi ile İcra Dairesinin Yetkisi Aynı Şey midir?


Hayır. İtirazın iptali davasında görevli ve yetkili mahkeme, takip konusu alacağın dayandığı hukuki ilişkiye göre belirlenir. Davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri ve varsa tüketici, iş, kira veya ticari uyuşmazlıklara özgü yetki kuralları ayrıca değerlendirilir. Takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer, her durumda dava mahkemesini kendiliğinden yetkili hâle getirmez.


Borçlu, icra takibinde icra dairesinin yetkisine süresinde itiraz etmiş ve yetkili olduğunu düşündüğü icra dairesini göstermişse mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine ilişkin bu itirazı incelemelidir. Yetkisiz icra dairesinde yapılmış bir takibin, itirazın iptali yoluyla devam ettirilmesi kural olarak mümkün değildir.


Mahkemenin yer yönünden yetkisi ile icra takibinin başlatıldığı icra dairesinin yetkisi ayrı ayrı kontrol edilmelidir.


İtirazın İptali Davasında Arabuluculuk Zorunlu mu?

Arabuluculuk zorunluluğu, itirazın iptali davasının adından değil, uyuşmazlığın hukuki niteliğinden kaynaklanır. Bu nedenle her itirazın iptali davası için tek ve değişmez bir cevap verilemez.

Ticari davalardan konusu bir miktar para olan itirazın iptali davalarında dava şartı arabuluculuk açıkça düzenlenmiştir. İş, tüketici ve kira uyuşmazlıklarında da kendi özel mevzuatlarına göre arabuluculuk dava şartı gündeme gelebilir. Dava açılmadan önce somut alacağın hangi dava şartına tabi olduğu kontrol edilmelidir.

Dava şartı arabuluculuğa ilişkin güncel açıklamalara Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın resmî sayfasından ulaşılabilir.

Dava şartı arabuluculuk bulunan bir uyuşmazlıkta arabuluculuk bürosuna başvuru ile son tutanağın düzenlenmesi arasında hak düşürücü süre işlemez. Bu nedenle İİK m.67'deki bir yıllık süre hesaplanırken arabuluculuk başvuru ve son tutanak tarihleri ayrıca dikkate alınmalıdır.


Arabuluculuktan Sonra İtirazın İptali Davası Açma Süresi Nasıl Hesaplanır?

İtirazın iptali uyuşmazlığı dava şartı arabuluculuk kapsamındaysa, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Bu nedenle İİK m.67 kapsamında bir yıllık sürenin hesabında arabuluculukta geçen dönem ayrıca dikkate alınmalıdır. Ancak her itirazın iptali davası zorunlu arabuluculuğa tabi değildir; uyuşmazlığın hukuki niteliği ayrıca belirlenmelidir. Ticari uyuşmazlıklardaki kapsam ve süre için Ticari Davalarda Zorunlu Arabuluculuk rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Dava Değeri Nasıl Belirlenir?

İtirazın iptali davasında dava konusu, borçlunun itiraz ettiği ve alacaklının hükümden düşürmek istediği takip alacağıdır. Borçlunun yalnızca belirli bir miktara itiraz ettiği kısmi itiraz hâlinde, takipte itiraz edilmeyen bölüm zaten devam edebileceğinden dava konusu da buna göre sınırlandırılır.

Takipten sonra yapılan ödemeler de dava değeri ve hukuki yarar bakımından önemlidir. Borçlu, itirazdan sonra fakat dava açılmadan önce ödeme yapmışsa bu ödemenin ana para, faiz ve fer'ilere mahsubu incelenmeden takipteki ilk toplam rakam üzerinden dava açılması hatalı sonuçlara yol açabilir.

Takipten Sonra Dava Açılmadan Önce Ödeme Yapılırsa Ne Olur?

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 21.10.2025 tarihli, 2025/802 E., 2025/3500 K. sayılı kararında; borçlunun itirazın iptali davası açılmadan önce borcun tamamını ödemesi hâlinde, alacaklının bu borç bakımından itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmayacağı vurgulanmıştır.

Kısmi ödeme hâlinde ise ödenen miktar yönünden hukuki yarar ortadan kalkabilir; kalan ana para ve fer'iler bakımından dava devam edebilir. Bu nedenle dava açılmadan hemen önce icra dosyası hesabı, haricen yapılan ödemeler ve mahsup sırası kontrol edilmelidir.

İtirazın İptali Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?

İtirazın iptali davası genel hükümlere göre görülür. Bu nedenle İİK m.68'deki itirazın kaldırılması yolunda olduğu gibi yalnızca sınırlı sayıdaki belgelere dayanılması şart değildir.

Uyuşmazlığın niteliğine göre sözleşme, fatura, banka kayıtları, teslim belgeleri, ticari defterler, yazışmalar, elektronik kayıtlar, tanık, bilirkişi incelemesi ve diğer hukuka uygun deliller kullanılabilir. Delilin ispat gücü ve hangi tarafın neyi ispat etmekle yükümlü olduğu, alacağın hukuki sebebine göre belirlenir.

Borçlu İtiraz Dilekçesindeki Sebeplerle Bağlı mıdır?

İİK m.63'teki itiraz sebeplerini değiştirme ve genişletme yasağı doğrudan itirazın kaldırılması duruşmasına ilişkindir. İtirazın iptali davası ise genel hükümlere göre görüldüğünden, borçlunun savunma imkânı itirazın kaldırılması yolundaki kadar dar değildir.

Bununla birlikte icra takibindeki itiraz metni tamamen önemsiz değildir. İmzanın kabul veya inkârı, kısmi itirazın kapsamı, yetki itirazı ve takipte kesinleşen kısımlar sonraki davanın sınırlarını doğrudan etkileyebilir.

İcra İnkâr Tazminatı Nedir?

İİK m.67'ye göre borçlunun itirazının haksız olduğuna karar verilirse, şartları bulunması ve alacaklının talep etmesi hâlinde borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilebilir. Kanun, bu tazminatın hükmolunan miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamasını öngörmektedir.

İcra inkâr tazminatı, alacağın varlığına karar verilmesinden ayrı bir sonuçtur. Her davanın kabulü otomatik olarak tazminata hükmedileceği anlamına gelmez. Yargıtay uygulamasında özellikle alacağın likit olup olmadığı ve borçlunun borcun miktarını önceden belirleyebilme imkânının bulunup bulunmadığı önem taşır.

Likit Alacak Ne Demektir?

Uygulamada likit alacak, miktarı belirli veya borçlu tarafından objektif biçimde belirlenebilir olan alacak olarak değerlendirilir. Alacağın miktarının uzun bir bilirkişi incelemesi, takdir veya kapsamlı hesaplama sonucunda belirlenebilmesi bazı uyuşmazlıklarda icra inkâr tazminatı koşullarını etkileyebilir.

Ancak yalnızca bilirkişi incelemesi yapılmış olması da tek başına alacağın likit olmadığı anlamına gelmez. Borçlunun elindeki bilgi ve belgelerle borç miktarını belirleyebilip belirleyemediği somut olayın özellikleriyle birlikte incelenir.

Alacaklı Aleyhine Kötü Niyet Tazminatı Verilebilir mi?

Evet. İİK m.67, takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılan alacaklı bakımından da borçlunun talebi üzerine uygun tazminata hükmedilebilmesine imkân tanır. Kanundaki alt sınır yine reddedilen miktarın yüzde yirmisidir.

Ancak alacaklının davayı kaybetmesi tek başına kötü niyetli takip yaptığı anlamına gelmez. Kötü niyetin ayrıca somut olgularla ortaya konulması gerekir.

İtirazın İptali Davasının Kabulü Hâlinde Ne Olur?

Mahkeme alacağın varlığına ve borçlunun itirazının haksız olduğuna karar verirse, kararın kapsamına göre itiraz iptal edilir ve durmuş olan icra takibi devam ettirilebilir. Takipte daha önce kesinleşmiş veya itiraz edilmeyen kısımlar varsa bunlar ayrıca değerlendirilir.

Mahkeme ayrıca talep ve şartların varlığı hâlinde icra inkâr tazminatına, faiz ve yargılama giderlerine ilişkin hükümler kurabilir. İcra dosyasında takibin hangi miktar üzerinden devam edeceği mahkeme hükmüyle uyumlu olmalıdır.

Davanın Reddi Hâlinde Ne Olur?

Davanın esastan reddi, alacaklının takip konusu alacağının davada ispatlanamadığı veya mevcut olmadığı sonucunu doğurabilir ve maddi anlamda kesin hüküm etkisi yaratabilir. Bu nedenle itirazın iptali davası, sıradan bir 'icra dosyasını yeniden açma' işlemi değildir.

Şartları varsa ve alacaklının kötü niyetli olduğu ispatlanmışsa borçlu lehine kötü niyet tazminatı da gündeme gelebilir. Buna karşılık dava yalnızca usuli bir sebeple sona ermişse sonuçlar, ret sebebine göre ayrıca değerlendirilir.

İtirazın İptali ile İtirazın Kaldırılması Arasındaki Fark

İtirazın iptali genel mahkemede açılan ve alacağın genel delillerle incelendiği bir davadır. Özel süre itirazın tebliğinden itibaren bir yıldır.

İtirazın kaldırılması ise İİK m.68 veya m.68/a'daki şartların bulunması hâlinde icra mahkemesinde görülür; inceleme daha sınırlı belge rejimine tabidir ve başvuru süresi kural olarak itirazın tebliğinden itibaren altı aydır.

Alacaklının elindeki belgenin İİK m.68 anlamında güçlü bir belge olup olmadığı, hangi yolun daha uygun olduğunu belirleyebilir. Yanlış yol seçimi süre kaybına yol açabileceğinden takip dayanağı belge baştan incelenmelidir.

İtirazın İptali Davası Açmadan Önce Kontrol Listesi

• Borçlunun itirazının alacaklıya hangi tarihte tebliğ edildiği belirlenmelidir.

• Bir yıllık hak düşürücü süre hesaplanmalıdır.

• Takipten sonra yapılan ödeme veya mahsuplar kontrol edilmelidir.

• Asıl alacağın hukuki sebebi ve görevli mahkeme doğru belirlenmelidir.

• Dava şartı arabuluculuk bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.

• İcra takibindeki ana para, faiz ve fer'iler ile dava talebi uyumlu kurulmalıdır.

• İcra inkâr tazminatı istenecekse alacağın likitliği ve talep koşulları değerlendirilmelidir.

• İtirazın kısmi olup olmadığı ve takipte kesinleşmiş bir bölüm bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

İtirazın iptali davası için süre itiraz tarihinden mi başlar?

Hayır. İİK m.67'deki bir yıllık özel süre, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar.

İtiraz alacaklıya hiç tebliğ edilmediyse bir yıllık süre geçer mi?

Kural olarak hayır. İİK m.67'nin açık düzenlemesi ve yerleşik içtihat, sürenin tebliğle başlayacağını kabul etmektedir. Bununla birlikte dosyada gerçekten tebliğ yapılıp yapılmadığı icra evrakından kontrol edilmelidir.

Bir yıl geçince artık dava açılamaz mı?

İtirazın iptali davasının özel bir yıllık süresi geçirilmiş olur; ancak genel hükümlere göre alacak davası açma hakkı, alacağın zamanaşımı koşulları içinde saklıdır.

İcra inkâr tazminatı her kabul kararında verilir mi?

Hayır. Talep bulunması ve Yargıtay uygulamasındaki diğer koşulların gerçekleşmesi gerekir. Özellikle alacağın likitliği önemli bir değerlendirme ölçütüdür.

İtirazın iptali davasından önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?

Uyuşmazlığın türüne göre değişir. Ticari para alacaklarında, iş ve tüketici uyuşmazlıklarında ve kanunun öngördüğü diğer alanlarda dava şartı arabuluculuk bulunabilir.

Borçlu dava açılmadan önce ödeme yapmışsa ne olur?

Yapılan ödeme dava tarihi itibarıyla hukuki yararı ve dava miktarını etkiler. Tam ödeme hâlinde asıl borç yönünden itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar kalmayabilir; kısmi ödeme hâlinde bakiye ve fer'iler ayrıca hesaplanmalıdır.

Bağlantılı olarak menfi tespit ve istirdat davası başlıklı rehber de somut dosyanın özelliklerine göre incelenebilir.


İlgili İçerikler

Ödeme emrine itirazın nasıl yapılacağı ve yedi günlük süre hakkında İlamsız İcra Takibine İtiraz: Süre, Usul ve Sonuçları | 2026 yazımızı inceleyebilirsiniz.

İcra mahkemesindeki geçici durdurma kararlarının etkisi için İcra Mahkemesinin Geçici Durdurma Kararı Ne Zaman Sona Erer? | 2026 yazımıza bakabilirsiniz.

Resmî Kaynaklar

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Alacağın kaynağı, takip türü, tarafların sıfatı, tebligat ve ödeme durumu somut dosyada farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.

Konuyla İlgili Diğer Rehberler






İletişim ve İcra Hukuku Çalışma Alanı


Ödeme veya icra emri, tebligat, takip talebi, dayanak belge ve icra dosyasındaki işlemler birlikte değerlendirilmelidir. Büro iletişim bilgileri ve randevu kanallarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.




Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya sonuç garantisi oluşturmaz.

Yorumlar


© 2026 Ahıskalı Hukuk & Danışmanlık 

  • LinkedIn
bottom of page