Geçersiz Taşınmaz Satışında Hakkın Kötüye Kullanılması | 2026
Güncelleme tarihi: 6 Eyl

Taşınmaz satışında kanunun öngördüğü şekle uyulması kuraldır. Bununla birlikte, sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesi bazı istisnai olaylarda dürüstlük kuralıyla çatışabilir. Özellikle alıcının edimlerini yerine getirdiği, satıcının uzun süre sözleşmeyi geçerliymiş gibi sürdürdüğü ve daha sonra şekil eksikliğine dayanmasının açık bir adaletsizlik yaratacağı durumlarda Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki hakkın kötüye kullanılması yasağı gündeme gelebilir.
Ancak bu yaklaşım, şekle aykırı her taşınmaz satışının geçerli hale geleceği anlamına gelmez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.02.2020 tarihli, 2017/2618 E., 2020/184 K. sayılı kararı da şekil şartı ile dürüstlük kuralı arasındaki ilişkinin somut olayın özelliklerine göre ve istisnai biçimde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Taşınmaz Satışında Şekil Şartı Neden Önemlidir?
Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan işlemler, sıradan borç ilişkilerinden farklı olarak kanunun aradığı resmî şekle tabidir. Şekil şartı; tarafların düşünmeden işlem yapmasını önlemek, hukuki güvenliği sağlamak ve tapu sicilinin güvenilirliğini korumak gibi amaçlar taşır. Bu nedenle yalnızca tarafların kendi aralarında imzaladığı adi yazılı bir belge, kural olarak tapulu taşınmaz mülkiyetini devretmeye yeterli değildir.
Resmî Şekil Nerede Gerçekleştirilebilir?
Taşınmaz satış sözleşmesi tapu müdürlüğünde veya Noterlik Kanunu m.61/A kapsamında yetkili noterlikte resmî şekilde yapılabilir. Tarafların yalnızca kendi aralarında düzenledikleri adi yazılı satış belgesi ise kural olarak tapulu taşınmazın mülkiyetini devretmez.
Noterlikte yapılan taşınmaz satış sözleşmesi ile noterlikte düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi aynı işlem değildir. İşlemin hukuki niteliği belge içeriğine göre ayrıca belirlenmelidir.
Şekle Aykırı Sözleşme Her Durumda Aynı Sonucu mu Doğurur?
Temel kural, geçerlilik şekline uyulmayan sözleşmenin taraflara geçerli bir taşınmaz satış sözleşmesinin bütün sonuçlarını sağlamamasıdır. Bununla birlikte uyuşmazlıkta yalnızca şekil eksikliğine bakılmaz. Tarafların yıllar boyunca nasıl davrandığı, bedelin ödenip ödenmediği, taşınmazın teslim edilip edilmediği, alıcıda haklı bir güven oluşturulup oluşturulmadığı ve geçersizlik savunmasının hangi aşamada ileri sürüldüğü de önem taşıyabilir.
TMK m.2 ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı
Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymasını öngörür; bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Bu kural şekil şartını ortadan kaldıran genel bir istisna değildir. Yargıtay uygulamasında TMK m.2/2'nin, şekil kuralının uygulanmasının somut olayda açık ve ağır bir adaletsizliğe yol açtığı olağanüstü durumlarda düzeltici işlev görebileceği kabul edilmektedir.
Yargıtay HGK 2017/2618 E., 2020/184 K. Kararının Konusu
Hukuk Genel Kurulunun önündeki uyuşmazlıkta tüketici, adi yazılı sözleşmeyle satın aldığı bağımsız bölüm için bedel ödediğini, buna rağmen taşınmazın teslim edilmediğini ve ifanın mümkün hale gelmediğini ileri sürmüştür. Uyuşmazlığın merkezinde, satıcının sözleşmenin resmî şekle uyulmaması nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek taşınmazın rayiç değerinden sorumluluktan kaçınıp kaçınamayacağı yer almıştır.
Hukuk Genel Kurulu Hangi Ölçütleri Dikkate Aldı?
Kararda, şekil kurallarının emredici niteliği korunmakla birlikte, geçersizlik savunmasının somut olayda dürüstlük kuralına uygun kullanılıp kullanılmadığı ayrıca tartışılmıştır. Kurul çoğunluğu; tüketicinin edimini yerine getirmesi, satıcının davranışları ve sözleşmenin uzun süre ayakta tutulduğu yönünde oluşan güven gibi olayın özelliklerini değerlendirerek geçersizlik savunmasının hakkın kötüye kullanılması oluşturabileceği sonucuna ulaşmıştır. Bu nedenle karar, şekle aykırılığı önemsizleştiren değil, istisnai olaylarda geçersizlik savunmasının kullanım biçimini denetleyen bir içtihat olarak okunmalıdır.
Harici Satış Sözleşmesine Dayanarak Tapu Tescili İstenebilir mi?
Kural olarak resmî şekle uyulmayan harici taşınmaz satışına dayanılarak doğrudan cebri tescil istenemez. Yargıtay'ın 30.09.1988 tarihli, 1987/2 E., 1988/2 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında ise kat mülkiyetine tabi olmak üzere yapımına başlanmış bir bağımsız bölüm bakımından, alıcının bütün borçlarını yerine getirmesi, satıcının bağımsız bölümü teslim etmesi ve alıcının onu malik gibi kullanması gibi özel koşulların gerçekleşmesi halinde TMK m.2 çerçevesinde tescil talebinin değerlendirilebileceği kabul edilmiştir. Dolayısıyla her harici satış belgesi otomatik olarak tescil hakkı doğurmaz.
Taşınmaz Teslim Edilmemişse Sonuç Değişir mi?
Evet. HGK kararında da tescil talebi ile tazminat veya rayiç bedel talebinin aynı hukuki mesele olmadığı özellikle önem taşır. Yapının henüz çok düşük seviyede tamamlanmış olması, bağımsız bölümün teslim edilmemesi ve alıcının malik gibi kullanmaya başlamamış olması, 1988 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararındaki tescil istisnasının uygulanmasını engelleyebilir. Buna karşılık satıcının geçersizlik savunmasının tazminat yönünden hakkın kötüye kullanılması oluşturup oluşturmadığı ayrıca değerlendirilebilir.
Rayiç Bedel ile Ödenen Bedelin İadesi Aynı Şey midir?
Hayır. Geçersiz sözleşmede tarafların verdiklerini geri istemesi ile taşınmazın dava tarihindeki veya başka bir tarihteki rayiç değerinin talep edilmesi farklı hukuki sonuçlardır. Ödenen paranın iadesinde sebepsiz zenginleşme ve denkleştirici adalet ilkeleri gündeme gelebilir. Rayiç bedel talebi ise somut olayın özelliklerine, tarafların davranışlarına, talebin hukuki sebebine ve geçersizlik savunmasının dürüstlük kuralıyla bağdaşıp bağdaşmadığına göre ayrıca incelenir.
Hakkın Kötüye Kullanılması Hangi Durumlarda Tartışılabilir?
Alıcının satış bedelini tamamen veya büyük ölçüde ödemiş olması
Satıcının uzun süre sözleşmenin geçerli olduğu yönünde davranması
Alıcıda sözleşmenin yerine getirileceğine ilişkin haklı güven oluşturulması
Şekil eksikliğinin satıcı tarafından kendi yararına ve açık bir adaletsizlik doğuracak biçimde ileri sürülmesi
Teslim, kullanım, inşaatın seviyesi ve tarafların fiilî uygulamasının iddiayı desteklemesi
Bu ölçütler tek başına otomatik sonuç doğurmaz. Hakkın kötüye kullanılması değerlendirmesi, olayın bütün özellikleri birlikte incelenerek yapılır.
Dava Açılmadan Önce Hangi Belgeler İncelenmeli?
Satış, rezervasyon, ön ödeme veya satış vaadi niteliğindeki tüm sözleşmeler
Banka dekontları, makbuzlar ve ödeme planları
Taraflar arasındaki yazışmalar ve teslim taahhütleri
Tapu kaydı, proje, ruhsat ve bağımsız bölüm bilgileri
Taşınmazın teslim edilip edilmediğini ve kullanım durumunu gösteren deliller
İnşaatın gerçekleşme seviyesi ve güncel değerlemeye ilişkin belgeler
En Sık Yapılan Hukuki Hata
En önemli hata, “bedel ödendiyse sözleşme mutlaka geçerlidir” veya bunun tam tersi olarak “resmî şekil yoksa hiçbir hak ileri sürülemez” biçiminde kesin sonuçlara varmaktır. Taşınmaz satışlarında şekil kuralı güçlü ve temel bir ilkedir; fakat ödeme, teslim, tüketici işlemi olup olmadığı, tarafların davranışları, güven ilişkisi, talebin tescil mi yoksa tazminat mı olduğu ve zamanaşımı gibi unsurlar somut dosyanın sonucunu değiştirebilir.
Taşınmaz satış sözleşmelerinde geçerlilik ve tescil sorunlarının başka bir görünümü için yükleniciden bağımsız bölüm alan kişinin hakları hakkındaki rehberimize bakabilirsiniz.
Bağlantılı hukuki sorunlar bakımından yüklenicinin üçüncü kişiye satışı ve tapu tescili ve tapu iptali ve tescil davası başlıklı rehberler de somut olayın özelliklerine göre birlikte incelenebilir.
Sonuç
Taşınmaz satışında şekle aykırılık kural olarak geçersizlik sonucunu doğurur. Buna rağmen geçersizlik savunmasının hukuk düzenince korunup korunmayacağı, bazı istisnai uyuşmazlıklarda TMK m.2'deki dürüstlük ve hakkın kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde ayrıca incelenebilir. Yargıtay HGK 2017/2618 E., 2020/184 K. kararı bu istisnanın otomatik olmadığını; tarafların davranışları, ödemeler, oluşan güven ve talebin niteliğinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteren önemli bir karardır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayın özellikleri farklı sonuçlar doğurabilir. Büro iletişim bilgilerine İletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.
2026 İçin Uygulama Kontrolü
Taşınmaz uyuşmazlıklarında tapu ve kadastro kayıtları, işlem zinciri, taraf sıfatı, taşınmazın güncel hukuki ve fiilî durumu, değerleme ile görev-yetki meseleleri birlikte incelenmelidir. İmar, tapu ve usul düzenlemeleri değişebildiğinden somut olay güncel mevzuat ve içtihat üzerinden ayrıca doğrulanmalıdır.
İletişim ve Gayrimenkul Hukuku Çalışma Alanı
Tapu kayıtları, sözleşmeler, tebligatlar ve taşınmazın güncel hukuki durumu birlikte değerlendirilmelidir. Büro iletişim bilgileri ve randevu kanallarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya sonuç garantisi oluşturmaz.



Yorumlar