Yoksulluk Nafakası Şartları ve Sona Ermesi | 2026
Güncelleme tarihi: 6 Eyl

Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin diğer eşten mali gücü oranında destek istemesine imkân veren bir boşanma sonrası nafaka türüdür. Türk Medeni Kanunu m.175 kapsamında değerlendirilir ve her boşanma davasında kendiliğinden hükmedilen otomatik bir ödeme değildir.
Mahkeme; nafaka isteyen eşin boşanma sonrasında yoksulluğa düşüp düşmeyeceğini, tarafların kusur durumunu, gelir ve giderlerini, çalışma imkânlarını, malvarlıklarını ve yaşam koşullarını birlikte değerlendirir. Bu nedenle yalnızca düzenli gelirin bulunmaması veya çalışmıyor olmak tek başına sonucu belirlemez.
Yoksulluk Nafakasının Şartları Nelerdir?
TMK m.175 uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak şartıyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Kanundaki “süresiz” ifade, nafakanın hiçbir koşulda sona ermeyeceği anlamına gelmez; TMK m.176 sona erme ve kaldırılma hâllerini ayrıca düzenler.
Nafaka isteyen eşin daha ağır kusurlu olması talebin reddine yol açabilir. Buna karşılık tamamen kusursuz olmak şart değildir. Eşit kusurlu veya daha az kusurlu eşin diğer koşullar da varsa yoksulluk nafakası talep etmesi mümkündür.
Yoksulluk Kavramı Nasıl Değerlendirilir?
Yoksulluk değerlendirmesinde amaç, boşanma sonrası kişinin zorunlu ve makul yaşam giderlerini karşılayıp karşılayamayacağını belirlemektir. Gelirin varlığı tek başına nafakayı ortadan kaldırmaz; gelirin miktarı, düzenliliği, kişinin yaşı, sağlığı, mesleki durumu ve fiilen çalışma imkânı önem taşır.
Örneğin düşük veya düzensiz bir gelir, somut olayın koşullarına göre yoksulluğu tamamen ortadan kaldırmayabilir. Buna karşılık kişinin yeterli ve sürekli gelirinin, önemli malvarlığının veya yaşam giderlerini karşılamaya elverişli başka ekonomik kaynaklarının bulunması nafaka talebini etkileyebilir.
Yoksulluk Nafakasının Miktarı Nasıl Belirlenir?
Kanunda sabit bir yoksulluk nafakası tarifesi bulunmaz. Hâkim nafaka yükümlüsünün mali gücünü ve nafaka alacaklısının gerçek ihtiyaçlarını esas alarak hakkaniyete uygun bir miktar belirler. Tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına ilişkin araştırma bu nedenle önemlidir.
Nafaka miktarı belirlenirken ödeme yükümlüsünün de kendi zorunlu yaşam giderlerini sürdürebilmesi gözetilir. Nafaka, bir tarafı ekonomik olarak cezalandırma aracı değil; boşanmanın yoksullaştırıcı etkisini kanunun öngördüğü sınırlar içinde azaltmaya yönelik bir kurumdur.
Yoksulluk Nafakası Sonradan Artırılabilir veya Azaltılabilir mi?
Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde irat biçimindeki nafakanın artırılması ya da azaltılması istenebilir. Gelir kaybı, ciddi sağlık giderleri, nafaka alacaklısının gelir elde etmeye başlaması veya ekonomik koşullardaki önemli değişiklikler somut olayda değerlendirmeye alınabilir.
Mahkeme önceki nafaka kararını yalnızca genel ekonomik değişikliklere bakarak değil, tarafların güncel sosyal ve ekonomik koşullarını karşılaştırarak değerlendirir. Bu nedenle artırım veya azaltım davasında güncel gelir, malvarlığı ve gider belgeleri önem taşır.
Yoksulluk Nafakası Hangi Hâllerde Kendiliğinden Sona Erer?
TMK m.176 uyarınca irat biçiminde ödenmesine karar verilen yoksulluk nafakası, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden sona erer. Bu hâllerde ayrıca yeni bir kaldırma kararı alınması kural olarak nafakanın sona ermesi için kurucu şart değildir.
Yoksulluk Nafakası Hangi Hâllerde Mahkeme Kararıyla Kaldırılabilir?
Nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılması gündeme gelebilir. Bu nedenlerin varlığı somut olayda delillerle ortaya konulmalıdır.
Özellikle “fiilen evliymiş gibi yaşama” iddiasında yalnızca arkadaşlık ilişkisi veya kısa süreli birliktelik yeterli kabul edilmez; ilişkinin sürekliliği, ortak yaşam düzeni ve ekonomik-sosyal birliktelik gibi olgular önem taşır.
4 Haziran 2026 Tarihli Anayasa Mahkemesi Kararı Sonrasında Güncel Durum
Yoksulluk Nafakası Boşanmadan Sonra Ayrı Davayla İstenebilir mi?
Yoksulluk Nafakası ile Tedbir Nafakası Arasındaki Fark Nedir?
Tedbir nafakası boşanma davası sürerken veya TMK m.197 kapsamındaki ayrı yaşama döneminde geçici koruma amacı taşır. Yoksulluk nafakası ise boşanmanın kesinleşmesinden sonraki dönem için hükmedilen ve TMK m.175-176 hükümlerine tabi olan farklı bir nafaka türüdür.
Sık Sorulan Sorular
Çalışan eş yoksulluk nafakası alabilir mi?
Çalışıyor olmak tek başına talebi engellemez. Gelirin boşanma sonrasında kişinin zorunlu ve makul giderlerini karşılamaya yeterli olup olmadığı somut olayda değerlendirilir.
Yoksulluk nafakası ömür boyu kesin olarak devam eder mi?
Hayır. Kanunda süresiz talep imkânı bulunmakla birlikte yeniden evlenme ve ölüm hâlinde nafaka kendiliğinden sona erer; yoksulluğun ortadan kalkması ve kanunda belirtilen diğer hâllerde ise mahkeme kararıyla kaldırılabilir.
Yoksulluk nafakasının miktarı sonradan değiştirilebilir mi?
Evet. Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde nafakanın artırılması ya da azaltılması istenebilir.
Daha ağır kusurlu eş yoksulluk nafakası alabilir mi?
TMK m.175 gereğince nafaka isteyen eşin kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması gerekir. Bu nedenle daha ağır kusurlu eşin yoksulluk nafakası talebi kural olarak kabul edilmez.
İlgili konular için Nafaka Artırım ve Nafaka Azaltım Davası rehberimizi, Aile Mahkemesinde Tedbir Nafakası yazımızı ve Aile Hukuku çalışma alanımızı inceleyebilirsiniz. Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır.
Konuyla İlgili Diğer Rehberler
İletişim ve Aile Hukuku Çalışma Alanı
Büro iletişim bilgileri, randevu kanalları ve aile hukuku çalışma alanına ilişkin açıklamalara aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya sonuç garantisi oluşturmaz.



Yorumlar