top of page

Tapu Sicilinin Yanlış Tutulmasından Devletin Sorumluluğu: TMK 1007 Tazminat Davası | 2026

Yazarın fotoğrafı: Üzeyir AHISKALI
Üzeyir AHISKALI
3 Eyl
6 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 4 gün önce

Tapu Sicilinin Yanlış Tutulmasından Devletin Sorumluluğu: TMK 1007 Tazminat Davası | 2026 — görsel özet

Tapu kaydına güvenerek taşınmaz edinen bir kişinin tapusu daha sonra iptal edildiğinde veya tapu-kadastro işlemlerindeki bir hata nedeniyle ekonomik kayıp doğduğunda, zararın mutlaka malik üzerinde kalması gerekmez. Türk Medeni Kanunu’nun 1007. maddesi, tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlar bakımından Devletin sorumluluğunu düzenler. Bu yol tapunun geri verilmesini değil; şartları oluşmuşsa sicil faaliyetinin yol açtığı gerçek zararın para ile giderilmesini amaçlar.

Tazminatın yalnızca nominal olarak hükmedilmiş olması her durumda zararın tamamen giderildiği anlamına gelmeyebilir. Anayasa Mahkemesi AYM B. No: 2021/35146 sayılı kararında, tapu sicilinden kaynaklanan zarar nedeniyle hükmedilen bedelin zaman içinde önemli ölçüde değer kaybetmesini mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirmiş ve ilgili başvurucular yönünden ihlal sonucuna ulaşmıştır. Bu nedenle TMK m.1007 kapsamındaki uyuşmazlıklarda gerçek zararın belirlenmesi kadar hükmedilen bedelin ekonomik değerinin korunması da önem taşıyabilir.

TMK 1007 Tazminat Davası Nedir?

TMK m. 1007’ye göre tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere daha sonra rücu edebilir. Zarar gören kişi bakımından ise temel mesele memurun kişisel kusurunu kanıtlamak değil; sicilin tutulmasına ilişkin hukuka aykırı veya hatalı faaliyet, gerçek zarar ve bu ikisi arasındaki uygun nedensellik bağını ortaya koymaktır. Yargısal uygulamada bu sorumluluk kusursuz sorumluluk olarak kabul edilmektedir.

Hangi Durumlarda Devletin Sorumluluğu Gündeme Gelebilir?

Hatalı veya dayanaksız tapu kaydı oluşturulması, mükerrer kadastro nedeniyle tapunun iptal edilmesi, kadastro veya tapu işlemlerindeki yanlışlık sonucu mülkiyetin kaybedilmesi, sicile işlenmesi gereken bir ihtiyati tedbirin gereği gibi işlenmemesi ve gerçek hukuki duruma uymayan kayıtların zarar doğurması TMK 1007’nin gündeme gelebileceği başlıca örneklerdir. Bununla birlikte her tapu uyuşmazlığı Devletin tazminat sorumluluğunu doğurmaz. Uyuşmazlığın gerçekten tapu sicilinin tutulması faaliyetiyle bağlantılı olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.

Kadastro İşlemlerindeki Hatalar da Kapsama Girer mi?

Evet. Yargısal yaklaşımda tapu işlemleri ile tapu kütüğünün oluşumuna temel olan kadastro işlemlerinin bir bütün oluşturabileceği kabul edilmektedir. Bu nedenle kadastro aşamasındaki hukuka aykırı veya hatalı işlemler sonradan mülkiyet kaybına ya da başka bir malvarlığı zararına yol açmışsa TMK 1007 kapsamında Devletin sorumluluğu doğabilir. Özellikle mükerrer kadastro, gerçeğe aykırı tespit ve sicile esas olan hatalı kayıtlar bu açıdan önemlidir.

2026 Kadastro Değişikliği Neden Önemli?

22 Mayıs 2026 tarihli 7579 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi değiştirildi. Geometrik durumu kesinleşmiş taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamadan doğan ve yanılma sınırı dışında kalan hataların kadastro müdürlüğünce başvuru üzerine veya resen düzeltilebilmesi; düzeltmenin ilgililere tebliği ve tebliğden itibaren 30 gün içinde sulh hukuk mahkemesinde iptal davası açılmaması hâlinde kesinleşmesi öngörülüyor. Bu teknik düzeltme yolu ile TMK 1007 tazminat davası aynı şey değildir: önce hatanın düzeltilebilir nitelikte olup olmadığı, ardından ayrıca gerçekleşmiş bir zararın bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.

Davanın Açılabilmesi İçin Temel Şartlar

Bir TMK 1007 davasında üç başlık özellikle önemlidir: tapu sicilinin tutulmasıyla bağlantılı hukuka aykırı veya hatalı bir işlem ya da kayıt, gerçek ve belirlenebilir bir zarar ve bu işlem ile zarar arasında uygun nedensellik bağı. Tapuda yanlışlık bulunmasına rağmen zarar henüz gerçekleşmemişse veya zarar başka bir nedenden doğmuşsa tazminat koşulları oluşmayabilir. Bu nedenle dava sebebi yalnız kayıt hatası üzerinden değil, hatanın malvarlığı üzerindeki somut sonucu üzerinden kurulmalıdır.

Zarar Ne Zaman Doğmuş Sayılır?

Tapudaki yanlışlığın ortaya çıkması ile tazmin edilebilir zararın kesinleşmesi her zaman aynı tarihe denk gelmez. Örneğin mülkiyet hakkının başka bir yargılama sonunda kesin olarak kaybedildiği olaylarda zararın hangi tarihte gerçekleştiği, önceki davanın sonucu ve kesinleşme tarihiyle birlikte değerlendirilir. Bu ayrım zamanaşımı bakımından da kritik olduğundan tapu iptal, kadastro veya orman uyuşmazlığına ilişkin önceki dosyaların kesinleşme şerhleri mutlaka incelenmelidir.

Zamanaşımı: 10 Yıllık Süre Nasıl Değerlendirilir?

TMK 1007’ye dayalı tazminat taleplerinde Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesindeki 10 yıllık genel zamanaşımı süresi yargısal uygulamada esas alınmaktadır. Ancak sürenin başlangıcı her dosyada mekanik biçimde tapudaki hatanın yapıldığı tarih değildir. Mülkiyet kaybının kesinleştiği tarih, zararın ne zaman belirgin ve talep edilebilir hâle geldiği ve önceki yargılamalar birlikte değerlendirilmelidir. Anayasa Mahkemesi de geçmişte, etkili tazminat yolunun henüz içtihatla oluşmadığı dönemlere ilişkin süre hesabının aşırı katı yapılmasının mahkemeye erişim hakkı bakımından sorun doğurabileceğini belirtmiştir.

Dava Kime Karşı Açılır?

TMK 1007’deki sorumluluk Devlete aittir ve uygulamada tazminat talebi Hazineye yöneltilir. Tapu veya kadastro görevlisinin kusurlu olup olmadığı, Devletin zarar görene karşı sorumluluğundan ayrı bir meseledir. Devlet, ödeme yaptıktan sonra zararın doğmasında kusuru bulunan görevliye şartları varsa rücu edebilir.

TMK m.1007 Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme


Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararın tazmini talebi, Hazineye karşı adli yargıda açılır. Görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Türk Medeni Kanunu m.1007 uyarınca yetkili mahkeme, zarara neden olduğu ileri sürülen tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesidir. Bu nedenle taşınmazın ve ilgili tapu sicilinin hangi yerde bulunduğu dava açılmadan önce kontrol edilmelidir.


Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?

Amaç, sicilin hatalı tutulması nedeniyle kişinin malvarlığında meydana gelen gerçek eksilmeyi gidermektir. Taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesi çoğu dosyada bilirkişi incelemesini gerektirir. Taşınmazın niteliği, imar durumu, yüzölçümü, konumu, emsal satışlar ve zararın gerçekleştiği tarihle bağlantılı değerleme ölçütleri birlikte ele alınabilir. Bu nedenle yalnız tapudaki satış bedeli, emlak vergisi değeri veya geçmiş tarihli tek bir emsal üzerinden sonuç çıkarmak sağlıklı değildir.

Hangi Deliller Toplanmalıdır?

Tedavüllü tapu kayıtları, kadastro tutanakları ve paftaları, aplikasyon ve ölçüm belgeleri, tapu müdürlüğü yazışmaları, önceki dava dosyaları ve kesinleşme şerhleri, imar belgeleri, resmi değerleme verileri, keşif ve bilirkişi raporları başlıca delillerdir. Dosyanın yalnız güncel tapu kaydıyla hazırlanması çoğu zaman yeterli olmaz; hatanın hangi aşamada doğduğunu göstermek için taşınmazın kayıt geçmişinin geriye doğru izlenmesi gerekir.

Örnek 1: Mükerrer Kadastro Nedeniyle Tapunun İptali

Tapuda malik görünen kişiden taşınmaz satın alınmış, yıllar sonra aynı yerin daha önce başka bir kadastro çalışmasına konu olduğu belirlenmiş ve mükerrer kayıt nedeniyle sonradan oluşturulan tapu iptal edilmiş olabilir. Böyle bir durumda tapusunu kaybeden kişinin sicile güvenerek yaptığı edinim nedeniyle uğradığı gerçek zarar bakımından TMK 1007 kapsamında Hazineye karşı tazminat talebinin koşulları ayrıca değerlendirilir.

Örnek 2: İhtiyati Tedbirin Tapuya İşlenmemesi

Mahkemenin verdiği ihtiyati tedbir kararının tapu siciline gereği gibi işlenmemesi ve taşınmazın bu sırada devredilmesi gibi olaylarda da sicilin tutulması faaliyetinden kaynaklanan zarar iddiası gündeme gelebilir. Anayasa Mahkemesinin yakın tarihli bir kararında da tapu sicil müdürlüğünün tedbir kararını işlememesi nedeniyle ileri sürülen zarar bakımından TMK 1007’ye dayalı tazminat yolunun etkili ve erişilebilir bir hukuk yolu olduğu değerlendirilmiştir.

Tapu İptal ve Tescil Davası ile TMK 1007 Davası Arasındaki Fark

Tapu iptal ve tescil davasının amacı ayni hakkı düzeltmek ve doğru hak sahibinin tapuya tescilini sağlamaktır. TMK 1007 davasında ise sicilin tutulmasından doğan ve artık para ile giderilmesi gereken zarar talep edilir. Bazı olaylarda ayni hakka ilişkin uyuşmazlığın önce sonuçlanması, tazmin edilebilir zararın gerçekten doğup doğmadığının ve miktarının belirlenmesi açısından zorunlu veya belirleyici olabilir.

Dava Açmadan Önce Kontrol Listesi

Önce hatalı kaydın hangi işlemle oluştuğu, teknik bir kadastro düzeltmesiyle giderilip giderilemeyeceği, mülkiyet kaybının veya ekonomik zararın kesinleşip kesinleşmediği, önceki davaların kesinleşme tarihleri, davacının sicile güvenerek yaptığı işlem, doğru hasım, yetki ve zamanaşımı birlikte kontrol edilmelidir. Ayrıca zarar hesabına esas olacak değerleme tarihinin dava stratejisi üzerindeki etkisi baştan değerlendirilmelidir. Bu çalışma yapılmadan açılan dava erken dava, yanlış hukuki sebep, eksik husumet veya süre tartışmasıyla karşılaşabilir.

Bağlantılı hukuki sorunlar bakımından tapu kaydında isim ve kimlik bilgisi düzeltme ve orman sınırında kalan tapulu taşınmazda iade ve tazminat başlıklı rehberler de somut olayın özelliklerine göre birlikte incelenebilir.

Sık Sorulan Sorular

Memurun kusurunu ispatlamak şart mı? Hayır. Devletin TMK 1007 kapsamındaki sorumluluğu kusursuz sorumluluk niteliğindedir; ancak hukuka aykırı sicil faaliyeti, zarar ve nedensellik bağının ortaya konulması gerekir.

Kadastro hatası varsa doğrudan tazminat alınır mı? Hayır. 3402 sayılı Kanun m.41 kapsamında düzeltilebilecek teknik bir hata bulunup bulunmadığı ile ayrıca tazmin edilebilir bir zararın gerçekleşip gerçekleşmediği birbirinden ayrılmalıdır.

Tapu iptal edildiğinde mutlaka Devlet sorumlu olur mu? Hayır. Tapunun neden iptal edildiği ve zararın sicilin tutulması faaliyetinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı belirleyicidir.

Zamanaşımı her olayda tapu işlemi tarihinden mi başlar? Hayır. Özellikle mülkiyet kaybının daha sonra kesinleştiği olaylarda zararın ve talep hakkının hangi tarihte kesinleştiği ayrıca incelenmelidir.

Sonuç

TMK 1007, tapu ve kadastro sistemine güvenen kişilerin kamu makamlarının sicil faaliyetinden doğan zararlarının bütünüyle kendi üzerlerinde kalmasını önleyen önemli bir tazminat mekanizmasıdır. Ancak başarılı bir talep için yalnız tapuda bir yanlışlık bulunduğunu göstermek yeterli değildir. Hatalı sicil faaliyeti, gerçek zarar, nedensellik bağı, zararın kesinleşme tarihi, doğru hasım, görev-yetki ve zamanaşımı birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle tapu iptali, mükerrer kadastro, kadastro hatası veya sicile işlenmeyen tedbir gibi olaylarda taşınmazın bütün tapu-kadastro geçmişi incelenmeden hukuki yol belirlenmemelidir.

İletişim ve Gayrimenkul Hukuku Çalışma Alanı

Tapu kayıtları, sözleşmeler, tebligatlar ve taşınmazın güncel hukuki durumu birlikte değerlendirilmelidir. Büro iletişim bilgileri ve randevu kanallarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.


Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya sonuç garantisi oluşturmaz.

Bu konuyla doğrudan bağlantılı uyuşmazlıklar ve dava şartları için Kadastro Hatalarının Düzeltilmesi: 3402 Sayılı Kanun m.41 ve 2026 Değişikliği başlıklı rehber de incelenebilir.

Yorumlar


© 2026 Ahıskalı Hukuk & Danışmanlık 

  • LinkedIn
bottom of page