Sigortasız Çalıştım: Hizmet Tespiti Davası, Deliller ve Başvuru Yolları
Bir işyerinde aylarca çalışıp e-Devlet hizmet dökümünde bu süreyi görememek, yalnızca emeklilik günlerinin eksik olması anlamına gelmez. İlk sigortalılık tarihi, prim günleri ve bazı sosyal sigorta hakları da etkilenebilir. Bununla birlikte kayıt bulunmaması, çalışmanın hukuk önünde hiç ispatlanamayacağı anlamına gelmez. Somut duruma göre SGK incelemesi, işverenin bildirimlerini düzeltmesi veya hizmet tespiti davası gündeme gelebilir.
Bu rehber, ağırlıklı olarak bir işverene hizmet sözleşmesiyle bağlı çalışan 4/a sigortalılarını ele alır. Bağımsız çalışma, şirket ortaklığı, kamu görevliliği, ev hizmetleri ve staj gibi özel durumlarda sigortalılık koşulları ayrıca incelenmelidir. İlk yapılacak iş, gerçekte çalışılan dönem ile SGK kayıtları arasındaki farkı gün ve işyeri bazında ortaya çıkarmaktır.
Hizmet tespiti davası hangi sorunu çözer?
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4/1-a maddesi hizmet akdiyle bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanları kapsar. Kanunun 7. maddesine göre bu kişiler bakımından sigortalılığın başlangıcı kural olarak çalışmaya başlanılan tarihtir. İşverenin bildirim yapmaması, kanundan doğan sigortalılık niteliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz; ancak gerçek çalışmanın ve kapsamın ispatı gerekir.
Hizmet tespiti davasında amaç, bildirilmemiş veya eksik bildirilmiş çalışmanın mahkeme kararıyla belirlenmesidir. Dava sonunda tespit edilen dönem, prim günleri ve ilgili kazanç bilgileri SGK kayıtları bakımından sonuç doğurur. Bu karar, aynı zamanda bütün ücretlerin ve tazminatların işçiye ödenmesine ilişkin bir hüküm değildir. Ödenmeyen maaş, fazla çalışma veya kıdem tazminatı için ayrıca uygun talep ve usul gerekir.
Örneğin işçi ocak-haziran arasında çalıştığını, SGK kaydının ise nisanda başladığını söylüyorsa ilk üç ayın gerçekten çalışılıp çalışılmadığı araştırılır. Bütün aylar 30 gün bildirilmiş, yalnızca kazanç düşük gösterilmişse sorun esasen prime esas kazanç tespitidir. İki durumun birlikte bulunması da mümkündür. Bu ayrım, dilekçenin kapsamını ve kullanılacak delilleri değiştirir.
“Deneme süresinde sigorta yapılmaz” doğru mu?
Hayır. Deneme süresi, fiilen hizmet sözleşmesiyle çalışan kişinin sigortasız bırakılabileceği bir dönem değildir. 5510 sayılı Kanun’un 8. maddesi işverene, 4/a kapsamındaki çalışanı kural olarak sigortalılık başlangıcından önce bildirme yükümlülüğü getirir. İnşaat, balıkçılık ve tarım işyerleri gibi kanunda belirtilen durumlarda bildirim zamanı farklıdır; bu istisnalar sigorta yapmama hakkı vermez.
5510 sayılı Kanun m.8’de çalışan yönünden şu güvence yer alır: “Ancak, sigortalının kendini bildirmemesi, sigortalı aleyhine delil teşkil etmez.”
Bu hüküm, işçinin bildirim yapmadığı gerekçesiyle gerçek çalışmasının yok sayılamayacağını gösterir. İşçinin “sigorta istemiyorum” şeklindeki kabulü de zorunlu sigortalılık yükümlülüğünü kaldırmaz. Buna karşılık tarafların anlaşması fiilen çalışılmayan bir dönemi hizmete dönüştürmez. Sosyal güvenlik hakkının korunması kadar gerçeğe aykırı sigortalılık kaydı oluşturulmaması da önemlidir.
Önce SGK’ya mı başvurulmalı, doğrudan dava açılabilir mi?
SGK’ya işyerinin açık unvanı ve adresi, çalışma tarihleri, yapılan iş ve deliller belirtilerek başvurulabilir. Kurum kayıt, belge ve denetim yoluyla çalışmayı araştırabilir. Özellikle çalışma sürerken yapılacak somut bir başvuru, işyerindeki fiilî durumun görülmesine yardımcı olabilir. Ancak her şikâyet, istenen bütün geçmiş dönemin otomatik olarak hizmete eklenmesiyle sonuçlanmaz.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 4. maddesi, sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında genel olarak SGK’ya ön başvuru ararken “hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri”ni istisna tutar. Dolayısıyla bu nitelikteki hizmet tespiti için SGK başvurusu zorunlu dava şartı değildir. Başvuru yapılmış olması da davayı ve süre incelemesini gereksiz hâle getirmez.
5510 sayılı Kanun m.86’da, kayıt ve belgelere dayanmayan fiilî denetim tespitleriyle geriye dönük hizmet veya kazanç belirlenmesi için özel sınırlar da vardır. Bu nedenle “SGK şikâyetiyle bütün yıllarım mutlaka tamamlanır” düşüncesi doğru değildir. Şikâyetin niteliği, dayandığı kayıtlar ve mahkeme yolunun gerekliliği birlikte değerlendirilmelidir.
Beş yıllık süre nasıl hesaplanır?
5510 sayılı Kanun m.86/9: “Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.”
Bu beş yıllık süre hak düşürücü süredir; mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınır. Kanundaki genel başlangıç, çalışmanın geçtiği yılın sonudur. Örneğin yalnızca 2022 yılında gerçekleşip sona ermiş, tamamen bildirimsiz ve süreye ilişkin istisnası bulunmayan bir çalışma bakımından genel hesap 2022 yılının sonundan yapılır. Bu örnekte beş yıllık sürenin sonu 2027 yılının sonudur. Fakat devam eden, kesintili veya bir bölümü bildirilmiş çalışmalar aynı örnekle otomatik çözülemez.
İşe giriş bildirgesi, dönem bordrosu, Kurumun denetim tespiti ve diğer kayıtlar sürenin uygulanmasını etkileyebilir. Burada belirleyici soru, SGK’nın hangi çalışmadan, hangi belgeyle ve hangi dönem bakımından haberdar olduğudur. Bir belgenin bulunması, tüm geçmiş çalışma için sürenin hiç işlemeyeceği anlamına gelmez. SGK şikâyetinin süreyi mutlaka durdurduğu varsayımıyla dava geciktirilmemelidir.
Yargıtay’ın bildirim öncesi dönem hakkında uyarısı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2023 tarihli, 2023/10-224 E., 2023/265 K. sayılı kararında, bir avukatlık bürosundaki çalışmanın işe giriş bildirgesinden önceki kısmı tartışılmıştır. Kurul, sonradan bildirim yapılması ve çalışmanın kesintisiz sürdüğünün ileri sürülmesinin, bildirim öncesi dönemi kendiliğinden hak düşürücü sürenin dışında bırakmayacağını kabul etmiştir. Kurumun çalışmadan haberdar olmasına dayanan istisna ile hiç bildirilmeyen önceki dönem ayrılmış; direnme kararı bozulmuştur.
Bu kararın pratik sonucu şudur: “İşten henüz ayrılmadım, eski sigortasız yıllar için süre başlamadı” veya “Bir gün sigortam yapıldı, bütün geçmiş yıllar korunur” şeklindeki kesin kabuller risklidir. Eski dönemlerde 506 sayılı Kanun’un 79. maddesi de devreye girebildiğinden, çalışma çizelgesi ve uygulanacak dönem mevzuatı birlikte incelenmelidir.
Çalışma hangi delillerle ispatlanır?
Fiilî çalışma olgusu bakımından delil serbestisi vardır. Ancak yalnızca “orada çalışıyordum” demek yeterli olmaz. İşyerinin faaliyeti, işin niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri, günlük çalışma düzeni ve aynı dönemdeki diğer işler açıklanmalıdır. Mahkeme, tarafların getirdikleriyle sınırlı kalmadan araştırma yapabilse de işçinin somut bilgi ve belgeleri başlangıçta sunması önemlidir.
Banka hesap hareketleri, ücret makbuzları, iş sözleşmesi, personel kartı ve işyeri yazışmaları.
Vardiya ve puantaj kayıtları, giriş-çıkış bilgileri, görev çizelgeleri ve teslim tutanakları.
Aynı dönemde işyerinde çalışan, çalışma düzenini bizzat bilen bordro tanıkları.
Uygun durumlarda komşu işyeri çalışanları, müşteriler ve işle ilgili resmî kayıtlar.
İşverenin ticaret sicili, işyeri sicil numarası, vergi kaydı ve işyerinin faaliyette bulunduğu dönemi gösteren belgeler.
Mesajların yalnızca kırpılmış ekran görüntüsünü değil, tarih ve taraf bilgilerini koruyan bütünlüğünü saklamak faydalıdır. İşçinin kendi erişimindeki deliller muhafaza edilmeli; başkasının hesabına izinsiz girilerek veya hukuka aykırı kayıt alınarak delil oluşturulmamalıdır. Kamera gibi kısa sürede silinebilen kayıtlar varsa bunların korunması ve gerektiğinde mahkeme eliyle getirtilmesi geciktirilmemelidir.
Çelişkili tanık anlatımları nasıl değerlendirilir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.01.2024 tarihli, 2022/1241 E., 2024/9 K. sayılı kararında, apartmanda kapıcılık yaptığını ileri süren kişinin çalışması araştırılmıştır. Tanıklar arasındaki çelişkilerin giderilmesi, komşu işyerlerindeki kayıtlı çalışanların ve diğer ilgili kişilerin dinlenilmesi, davacının eşinin başka işyerlerindeki çalışma düzeninin incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Gerçek çalışma saptanırsa bunun tam mı kısmi süreli mi olduğunun açıklığa kavuşturulması istenmiş; eksik araştırmayla verilen direnme kararı bozulmuştur.
Karar, herhangi bir tanığın davayı tek başına kazandırdığı anlamına gelmez. Tanığın uyuşmazlık konusu yılları gerçekten bilmesi, anlatımının kayıtlara uyması ve çalışmanın yoğunluğunu açıklayabilmesi gerekir. Bir işyerinde bulunmak ile orada hizmet sözleşmesiyle çalışmak da birbirinden ayrılır.
Dava kime karşı, hangi mahkemede açılır?
Hizmet sözleşmesine bağlı zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti davası, ilgili dönem işverenine karşı iş mahkemesinde açılır. 7036 sayılı Kanun m.4/2 uyarınca dava SGK’ya mahkemece ihbar edilir; Kurum davalı yanında ferî müdahil olarak katılabilir ve kanun yoluna başvurabilir. İş mahkemesi bulunmayan yerde görevli asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar.
İşverenin tabela adıyla ticaret unvanı farklı olabilir. İşyerinin devri, taşeron ilişkisi, şirketin kapanması veya gerçek kişi işverenin ölümü varsa taraf belirleme ayrıca araştırılır. Yetkili yer belirlenirken 7036 sayılı Kanun m.6’daki davalının yerleşim yeri ve işin yapıldığı yer kuralları dikkate alınır. Hizmet tespiti, işçilik alacağı davalarındaki zorunlu arabuluculukla karıştırılmamalıdır; sosyal güvenlik süresini tarafların anlaşması tek başına kesinleştirmez.
Karardan sonra primleri işçi mi öder?
Hizmet tespiti, çalışılmamış yılları kişisel ödeme yaparak satın alma yöntemi değildir. Gerçek çalışma saptandığında Kurum, kararın gereğine göre kayıt ve prim işlemlerini yürütür. 4/a kapsamındaki bildirim ve prim ödeme yükümlülükleri esasen işverenin kanuni sorumlulukları çerçevesinde değerlendirilir. Prim borcunun tahsili ile işçinin hizmet kaydının düzeltilmesi ayrı işlemlerdir.
7036 sayılı Kanun m.4/2, Kurumun yargılama sonunda verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlü olduğunu düzenler. Bu nedenle yalnızca ilk derece kararının alınmasıyla bütün kayıtların aynı gün değişmesi beklenmemelidir. Kesinleşme, SGK’ya sunulan karar ve sonrasında hizmet dökümüne işlenen dönemler takip edilmelidir. Emeklilik sonucu da yaş, gün, ilk sigortalılık ve diğer şartların tamamına bağlıdır.
Sık sorulan sorular
İşveren çalıştığımı kabul ederse dava biter mi?
İşverenin kabulü önemlidir fakat sosyal güvenlik uyuşmazlığında tek başına her şeyi belirlemez. Mahkeme, kamu düzeniyle ilgili gerçek çalışma olgusunu araştırır. Kurum kayıtlarıyla çelişen veya fiilen mümkün olmayan bir çalışma yalnızca tarafların anlaşmasıyla geçerli hâle gelmez.
Çalışmaya devam ederken dava açılabilir mi?
İşten ayrılmış olmak genel bir ön koşul değildir. Bununla birlikte hangi ayların eksik bildirildiği, belgelendirme ve iş ilişkisine ilişkin diğer haklar birlikte değerlendirilmelidir. Süreyi korumak amacıyla beklemeden kayıt incelemesi yapılması önemlidir.
Hizmet tespiti kıdem tazminatını da kesinleştirir mi?
Karar, çalışma süresi yönünden başka bir dosyada önem taşıyabilir. Ancak kıdem tazminatı için fesih nedeni, kıdem koşulları, ücret ve talebin usulü ayrıca incelenir. Hizmet tespiti talebi, ödenmeyen işçilik alacaklarının yerine geçmez.
Elimde yazılı belge yoksa dava açılamaz mı?
Çalışmanın varlığı açısından tanık ve diğer deliller değerlendirilebilir. Buna karşılık talep edilen yüksek ücretin ispatı daha farklı kurallara tabidir. Delilsiz olduğu düşüncesiyle vazgeçmeden önce Kurum, banka, işyeri ve komşu işyeri kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Başvuru öncesi dosya hazırlığı
İlk aşamada ayrıntılı hizmet dökümü alınmalı; her işveren için gerçek çalışma dönemi, bildirilen dönem ve eksik günler ayrı satırlarda gösterilmelidir. İşyerinin unvanı ve adresi doğrulanmalı, tanıkların hangi yılları bildiği not edilmeli, mevcut belgelerin asılları korunmalıdır. Ardından hak düşürücü süre, sigortalılık kapsamı ve dava talebi birlikte belirlenir. Bu hazırlık, hem gerçekten eksik kalan hizmeti ayırır hem de hatalı veya gereğinden geniş talepleri önler.
İş ilişkisinin sona ermesi veya ücretin ödenmemesi de söz konusuysa işçinin haklı feshi ve ücret alacağı rehberleri aynı olayın farklı sonuçlarını açıklamaktadır.
Mevzuat ve karar dayanakları
Mevzuat: 5510 sayılı Kanun m.4, 7, 8 ve 86; eski çalışma dönemleri yönünden 506 sayılı Kanun m.79; 7036 sayılı Kanun m.2, 4 ve 6. Kararlar: Yargıtay HGK, 29.03.2023, 2023/10-224 E., 2023/265 K.; Yargıtay HGK, 24.01.2024, 2022/1241 E., 2024/9 K. Karar özetleri somut uyuşmazlıkları açıklamak içindir; her dosyaya aynı sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz. Metin 3 Kasım 2026 tarihli kaynak kontrolüyle hazırlanmıştır.


