top of page

Kötü Muamele İddiasında Kamera Kaydı ve Adli Rapor: AYM Tosun Kararı

Yazarın fotoğrafı: Üzeyir AHISKALI
Üzeyir AHISKALI
9 Eki
4 dakikada okunur

Kolluk müdahalesinden sonra yaralanan kişinin şikâyeti, yalnızca olay tutanağına veya görüntülerde darp görülmediği yönündeki kısa bir açıklamaya dayanılarak sonuçlandırılabilir mi? Anayasa Mahkemesinin Halit Eray Tosun ve Koray Tosun kararı, bu soruya delillerin kapsamı, soruşturmanın bağımsızlığı ve tıbbi değerlendirme üzerinden cevap veriyor. Kararın merkezinde, bir yaralanmanın hangi aşamada ve nasıl meydana geldiğinin gerçekten araştırılması bulunuyor.

Genel Kurulun 19 Şubat 2026 tarihli, 2021/24997 başvuru numaralı kararı, 6 Ekim 2026 tarihli ve 33392 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. AYM, kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi. Maddi koşullar yeterince aydınlatılmadığından, kötü muamelenin gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin maddi boyutta bu aşamada inceleme yapmadı. Bu ayrım, kararın anlamını doğru belirlemek açısından temel önemdedir.

Başvuruya konu olay neydi?

Olay, Haziran 2020’de bir kafede salgın tedbirlerine ilişkin denetim sırasında başladı. Kolluk tutanakları ile başvurucuların anlatımları; tartışmanın gelişimi, güç kullanımının nedeni ve yaralanmaların meydana geldiği yer bakımından birbirinden ayrılıyordu. Başvurucular, hem işyeri önünde hem götürüldükleri polis merkezinde darbedildiklerini ileri sürdü. Kolluk görevlilerinin de yaralandığı olay nedeniyle başvurucular hakkında direnme ve başka suçlardan soruşturma yürütüldü.

Adli muayene raporlarında çeşitli yaralanmalar kaydedildi; başvuruculardan birinin üç ön dişinin kırık olduğu belirtildi. Buna rağmen şikâyet üzerine yürütülen soruşturma kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlandı. Başvurucuların itirazı da reddedildi. AYM, taraflardan birinin anlatımını doğrudan doğru kabul etmek yerine, bu çelişkileri çözmek için gerekli araştırmanın yapılıp yapılmadığını değerlendirdi.

Usul ihlali ile maddi ihlal arasındaki fark nedir?

Kötü muamele yasağının maddi boyutu, kişiye uygulanan davranışın anayasal yasağı ihlal edip etmediğiyle ilgilidir. Usul boyutu ise savunulabilir bir iddia karşısında devletin etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünü ifade eder. İki mesele bağlantılı olmakla birlikte aynı değildir: Bir olay yeterince araştırılmadığı için usul ihlali bulunabilir; mevcut deliller davranışın kendisi hakkında kesin bir değerlendirmeye elvermeyebilir.

Bu dosyada yaraların işyeri önündeki arbedede mi, polis merkezinde mi oluştuğu; başvurucuların merkeze girdikleri sırada görünür yaralarının bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmamıştı. AYM bu nedenle maddi boyutta inceleme yapamadı. Kararı, belirli görevlilerin işkence suçunu işlediğinin kesinleştiği veya başvurucular hakkındaki suçlamaların ortadan kalktığı şeklinde okumak doğru olmaz.

Kamera kaydında darp görünmemesi neden tek başına yeterli olmadı?

Bir kaydın neyi gösterdiği kadar hangi yeri ve zaman aralığını kapsadığı da önemlidir. Başvurucular polis merkezinin dördüncü katındaki bir salonda kötü muamele gördüklerini ileri sürmüştü. Sonradan incelenen görüntüler arasında bu salonu gösteren kayıt bulunmuyordu. Başka alanlara ait görüntülerde darp görülmemesi, ileri sürülen yerde olay yaşanmadığını kendiliğinden kanıtlamıyordu.

AYM ayrıca olay yerine ilk gelen görevlilerin görüntü çektiği yönündeki beyana rağmen bu olası kaydın temin edilmesi için adım atılmadığını belirledi. Uygulamada kayıt talebi hazırlanırken yalnızca kamera görüntülerinin istenmesi yeterli olmayabilir. Yer, saat, kamera açısı, giriş ve çıkış anları ile kaydın bulunmadığı bölümler somutlaştırılmalıdır. Böylece elde edilen görüntünün iddiaya gerçekten cevap verip vermediği denetlenebilir.

Soruşturmanın bağımsızlığı nasıl değerlendirilir?

Başsavcılık, görüntüler için ilgili polis birimine yazı yazmış; kendisine gönderilen cevap ve kolluk tarafından hazırlanan çözümleme tutanaklarıyla yetinmişti. AYM, şikâyetin aynı polis merkezindeki muameleleri de kapsaması karşısında bu yaklaşımın soruşturmanın bağımsızlığına gölge düşürdüğünü belirtti. Mesele, her kolluk tutanağının değersiz sayılması değil, iddianın niteliğine uygun bağımsız değerlendirme yapılmasıdır.

Soruşturma makamının delili istemesi ile delilin içeriğini ve eksiklerini denetlemesi farklı işlerdir. Görüntülerin asılları, kapsamı ve çözümlemenin hangi verilere dayandığı değerlendirilmelidir. Olayla bağlantılı kişilerin hazırladığı açıklamalar başka kanıtlarla karşılaştırılmadan sonuca gidilmesi, özellikle tartışmalı noktaların olduğu gibi kalmasına yol açabilir. Karar, bu nedenle soruşturmanın yalnız biçimsel işlemlerden oluşamayacağını gösteriyor.

Tanıklar ve şüphelilerin belirlenmesi neden önemlidir?

Başvurucuların bildirdiği tanıkların ifadelerinin alınmaması, AYM’nin saptadığı eksiklikler arasındaydı. Olayı görmüş olabilecek komşu işyerlerinde çalışan kişiler ile polis merkezinde görevli personelin belirlenmesi için de yeterli çaba gösterilmemişti. Ayrıca somut bir iddiada adı geçen görevlinin ifadesi alınmamış, şüphelilerin tespit ve teşhisine yönelik gerekli çalışma yapılmamıştı.

Bir soruşturma talimatı verilmiş olması, talimatın yerine getirildiği anlamına gelmez. Dosyada kimin dinlendiği, kime ulaşılamadığı ve hangi araştırmanın sonuçsuz kaldığı görülebilmelidir. Şikâyetçi açısından da tanığın yalnız adını belirtmek yerine hangi olayı, nerede ve ne zaman gördüğünü açıklamak yararlıdır. Tanığın doğrudan gözlemi ile başkasından duyduğu bilgilerin ayrılması, anlatımın değerlendirilmesini kolaylaştırır.

Kesin adli rapor alınmadan yaralanma hafif sayılabilir mi?

Kovuşturmaya yer olmadığı kararında yaralanmaların basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olduğu değerlendirilmişti. Oysa başvuruculardan biri için diş hekimi muayenesinin gerekli olduğu ilk raporda belirtilmesine rağmen bu muayene yaptırılmamış ve kesin adli rapor alınmamıştı. AYM bu eksikliği özellikle vurguladı. Tıbbi incelemenin tamamlanmadığı bir dosyada kesinlik taşıyan sonuçlara varılması sorunun önemli bir parçasıydı.

Bu nedenle ilk muayene belgesi, uzmanlık değerlendirmesi ve sonraki tedavi kayıtları birbirinden kopuk okunmamalıdır. Raporda ek inceleme önerilmişse yapılıp yapılmadığı takip edilmelidir. Yaralanmanın derecesi kadar oluş biçimi ve zamanıyla anlatımlar arasındaki uyum da araştırılır. Karar, her yaralanmayı otomatik olarak kötü muamele kabul etmiyor; tıbbi verilerin eksiksiz ve doğru değerlendirilmesini gerektiriyor.

AYM hangi giderimlere karar verdi?

Kararın bir örneği yeniden soruşturma yapılması için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. Başvurucuların her biri lehine net 165.000 TL manevi tazminata hükmedildi. Maddi zarara ilişkin bilgi ve belge sunulmadığından maddi tazminat istemi reddedildi. Ayrıca toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verildi; bu gider, kişi başına hükmedilen manevi tazminattan ayrıdır.

Yeniden soruşturma, mutlaka dava açılması veya belirli kişilerin mahkûm edilmesi emri değildir. AYM bunu kararında açıkça belirtiyor. Soruşturma makamı eksikleri giderip delillerin eylemlerle bağlantısını değerlendirerek yeni bir karar vermelidir. Dolayısıyla anayasal ihlalin giderilmesi ile ceza sorumluluğunun belirlenmesi ayrı aşamalar olarak ele alınmalıdır.

Benzer bir dosyada hangi belgeler birlikte incelenmeli?

Şikâyet dilekçesi, ilk ve sonraki muayene raporları, uzman incelemeleri, fotoğraflar, tanık bilgileri, kamera talepleri ve verilen cevaplar birlikte değerlendirilmelidir. Olayın işyeri, nakil ve polis merkezi gibi farklı aşamaları varsa her aşamanın zaman çizelgesi kurulmalıdır. Hangi yaralanmanın ilk kez hangi belgede görüldüğü ve hangi iddianın cevapsız kaldığı bu yöntemle daha açık anlaşılır.

Başvurucunun ayrıca kendisi hakkında yürütülen soruşturma ile şikâyeti üzerine açılan dosyayı ayırması gerekir. Aynı olaya ilişkin birden fazla karar bulunabilir. Hangi karara hangi yoldan başvurulacağı, tebliğ ve öğrenme tarihleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Bu karar tek başına başka dosyaların sürelerini yeniden başlatmaz; yeni bir karar beklenerek mevcut başvuru imkânlarının geçirilmemesi önemlidir.

Sık sorulan sorular

Kamera kaydı yoksa şikâyet sonuçsuz mu kalır?

Hayır. Tanık anlatımları, tıbbi bulgular, fotoğraflar ve olayın diğer koşulları da değerlendirilir. Kayıt bulunmamasının nedeni ve kameranın kapsamı araştırılmalıdır. Bununla birlikte yalnız iddiada bulunulması da her dosyada aynı sonucun çıkacağını göstermez.

Bu karardaki tazminat herkese uygulanır mı?

Hayır. 165.000 TL, bu başvurudaki ihlale ilişkin kişi başına manevi tazminattır. Başka bir kişinin talebi kendi olayının koşulları, başvuru şartları, delilleri ve giderim ihtiyacı üzerinden değerlendirilir. Otomatik veya sabit bir ödeme tarifesi söz konusu değildir.

Kaynak karar

AYM Genel Kurulu, Halit Eray Tosun ve Koray Tosun, B. No: 2021/24997, 19/2/2026; Resmî Gazete: 6/10/2026, sayı 33392. Delil ve soruşturma eksiklikleri için §§44–53; maddi boyutta inceleme yapılamaması için §54; yeniden soruşturma ve tazminat için §§55–58 ile hüküm bölümü esas alınmıştır.

© 2026 Ahıskalı Hukuk & Danışmanlık 

  • LinkedIn
bottom of page