İl Genelinde Toplantı ve Gösteri Yasağı: AYM Mahmut Kaçan Kararı
Bir ilde toplantı ve gösterilerin on beş gün süreyle yasaklanması, kararın yalnızca kısa süreli olduğu söylenerek haklı gösterilebilir mi? Yasaklar birbirini izliyorsa, her yeni karar aynı güvenlik gerekçeleriyle sürdürülebilir mi? Anayasa Mahkemesinin Mahmut Kaçan kararı, bu soruları idarenin somut tehlikeyi açıklama yükümlülüğü ve mahkemelerin etkili denetimi üzerinden ele alıyor.
Genel Kurulun 8 Ocak 2026 tarihli, 2021/56755 başvuru numaralı kararı 6 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. AYM çoğunluğu, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Sonuç, bütün toplantı yasaklarının kendiliğinden hukuka aykırı olduğu şeklinde okunmamalıdır. Belirleyici olan; somut riskin, daha hafif tedbirlerin ve yasağın hakkın kullanımına etkisinin yeterli biçimde değerlendirilmesidir.
Başvuru hangi yasaklama kararından doğdu?
Van Valiliği, 28 Mayıs 2019 tarihli kararıyla il genelindeki etkinlikleri, kararda belirtilen spor faaliyetleri kapsamındaki istisna dışında, on beş gün süreyle yasakladı. Gerekçede açlık grevlerinin sona ermesinden sonraki gelişmeler, bazı haberler ve sosyal medya paylaşımları, muhtemel provokasyonlar ve şiddet riski üzerinde duruldu. İdare, kamu düzeni ve güvenliğinin korunmasını amaçladığını belirtti.
Van’da avukatlık yapan ve insan hakları alanındaki derneklere üye olduğunu açıklayan başvurucu, işlemin yürütmesinin durdurulması ve iptali için dava açtı. Yasakların sistematik biçimde tekrarlandığını, gerekçelerin varsayımlara dayandığını ve güvenlik önlemleri değerlendirilmeden hakkın kullanılamaz hâle getirildiğini ileri sürdü. İdare mahkemesi davayı reddetti; istinaf başvurusu da kesin olarak reddedildi. Bunun üzerine bireysel başvuru yapıldı.
Kanuni yetki ve meşru amaç neden tek başına yeterli değil?
AYM, somut olayda dayanak gösterilen 2911 sayılı Kanun’un 17. maddesi ile 5442 sayılı Kanun’un 11. maddesinin ilgili hükümlerinin kanunilik koşulunu karşıladığını kabul etti. Kamu düzeninin korunmasını da meşru amaç saydı. Dolayısıyla ihlal sonucunun nedeni, idarenin hiçbir kanuni yetkisinin bulunmaması değildi.
İncelemenin asıl ağırlığı, müdahalenin demokratik toplumda gerekli olup olmadığı üzerindeydi. Kanunda bir yetkinin bulunması, o yetkinin her olayda aynı genişlikte kullanılabileceği anlamına gelmez. Yasaklama kararının hangi somut tehlikeyi önlediği, bu tehlikenin başka önlemlerle giderilip giderilemeyeceği ve toplantı hakkına verilen zararla güvenlik yararı arasında nasıl denge kurulduğu açıklanmalıdır.
Somut tehlike nasıl ortaya konulmalı?
Mahkemenin değerlendirmesinde, bir toplantının kamu düzenini bozabileceğine ilişkin genel ihtimal ile belirli olgulara dayanan gerçek tehdit ayrılıyor. Bazı grupların bir eylemi sahiplenmesi, haberlerin belirli yayın organlarında yer alması veya etkinliklerin provokasyona açık olabileceğinin söylenmesi, tek başına her toplantının yasaklanmasını haklı kılmıyor. Bu iddiaların incelenen etkinlikle bağlantısı gösterilmelidir.
AYM, idarenin güvenlikle ilgili bütün ayrıntıları kamuya açıklamak zorunda olduğunu söylemedi. Bununla birlikte yasağın zorunlu olduğunu ortaya koyan gerekçenin yargısal denetime elverişli olması gerektiğini vurguladı. Hangi gözlemlenebilir olguların tehlikeyi desteklediğinin açıklanmaması, geniş güvenlik ifadelerinin somut incelemenin yerine geçmesine yol açıyor. Mahkeme somut olayda bu açıklama eksikliğini belirleyici buldu.
Uzun gerekçe, yeterli gerekçe anlamına gelir mi?
Kararın dikkat çekici yönlerinden biri, yasaklama metninin uzunluğuyla anayasal yeterliliği birbirinden ayırmasıdır. Çok sayıda riskin sıralanması veya ayrıntılı görünen bir metin hazırlanması, gerekçenin olayla bağlantılı olduğunu tek başına göstermez. Açıklamaların somut olgularla ve ulaşılan sonuçla doğrudan, makul bir ilişkisi bulunmalıdır.
Bu nedenle yargısal denetim, idarenin kanun maddelerini doğru yazıp yazmadığının kontrolüyle sınırlanamaz. Mahkeme; tehlikenin gerçekliğini, yasağın kapsamını ve alternatif tedbirleri incelemelidir. Başvuruya konu idare mahkemesi kararında ise olası şiddet olaylarının niteliğine atıf yapılmış, fakat bu tehlikelerin neden daha esnek önlemlerle önlenemeyeceği açıklanmamıştı. AYM bu denetimi yetersiz buldu.
Devletin toplantıyı koruma yükümlülüğü ne anlama geliyor?
Toplantı hakkı, yalnızca idarenin müdahaleden kaçınmasını gerektirmez. Barışçıl toplantıya katılmak isteyenlerin üçüncü kişilerin saldırısından korunması için gerekli önlemlerin değerlendirilmesini de gerektirir. Karşıt grupların şiddet uygulayabileceği ihtimali, güvenlik önlemleri incelenmeden toplantıyı otomatik biçimde yasaklamanın gerekçesi yapılamaz.
AYM’ye göre idare önce tehlikeyi belirlemeli, sonra bu tehlikeyi etkisiz kılabilecek daha hafif tedbirleri değerlendirmelidir. Yasaklama ancak bunların yetersiz kalacağının somut biçimde ortaya konulabildiği durumda son çare olarak ele alınabilir. Olayın koşullarına göre güvenlik düzenlemesi veya daha dar bir sınırlamanın değerlendirilmesi mümkündür; karar her olayda belirli bir alternatifin mutlaka yeterli olacağını söylemez.
Art arda gelen yasaklarda değerlendirme neden ağırlaşıyor?
Başvurucu yalnızca tek kararın metnine değil, birbirini izleyen yasakların toplam etkisine de dayanmıştı. AYM, önceki yasakları doğrulayabilecek sayıda resmî duyuru bulunmasına rağmen yargı mercilerinin bu iddiayı araştırmadığını belirledi. Her biri sınırlı süreli görünen kararların birlikte hakkı fiilen kullanılamaz hâle getirip getirmediği böylece önem kazandı.
Mahkeme, kısıtlama uzadıkça idarenin açıklama yükümlülüğünün de arttığını ifade etti. Başlangıçta yeterli olabilecek bir gerekçe, zaman içinde aynı ağırlıkta kalmayabilir. Önceki riskin sona ermediğini söylemek yerine, yeni müdahaleyi gerektiren gerçek ve yakın tehdidin daha belirgin biçimde gösterilmesi gerekir. Bu yaklaşım, yeni kararların sadece önceki metnin tekrarıyla oluşturulmamasını gerektirir.
Karşıoylar hangi noktalara itiraz etti?
Altı üye ihlal sonucuna katılmadı. Karşıoyda, başvurunun belirli bir on beş günlük işleme ilişkin olduğu, diğer yasakların aynı incelemeye dâhil edilmemesi gerektiği ve başvurucunun güncel, kişisel etkilenmesini yeterince somutlaştırmadığı savunuldu. İdarenin güvenlik değerlendirmeleri ve mahkemelerin gerekçeleri de çoğunluktan farklı biçimde yeterli görüldü.
Bu ayrım, uygulama bakımından başvurucunun yasakla bağlantısını belgelemesinin önemini gösterir. Planlanan etkinlik, tarih, yer, konu, katılım veya düzenleme niyeti ve işlemin bunları nasıl etkilediği açıkça anlatılmalıdır. Çoğunluğun somut olayda başvuruyu kabul edilebilir bulması, her kişinin her yasaklama kararına karşı kişisel etkilenmesini göstermeden bireysel başvuru yapabileceği anlamına gelmez.
İhlal kararı ne sonuç doğurdu?
AYM, Anayasa’nın 34. maddesinin ihlal edildiğine oyçokluğuyla karar verdi. İhlalin sonuçlarının giderilmesi için dosyanın Van 2. İdare Mahkemesine yeniden yargılama amacıyla gönderilmesine ve başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Bölge idare mahkemesi kararının temyize kapalı olmasıyla ilgili ayrı şikâyet ise konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulundu.
Yeniden yargılama kararı, AYM’nin idari davanın sonucunu doğrudan belirlediği anlamına gelmez. Kararın 58. paragrafı bu sınırı açıkça ortaya koyar: İlgili mahkeme, ihlal gerekçelerini gözeterek yeni değerlendirme yapmalıdır. Bu dosyada verilen tazminat da başka bir başvurucuya otomatik olarak aynı tutarın ödeneceğini göstermez.
Benzer bir dosyada hangi belgeler önemlidir?
Yasaklama kararının tam metni, ilan veya öğrenme tarihi, etkinliğin planlandığını gösteren belgeler ve idareye sunulan açıklamalar birlikte saklanmalıdır. Birbirini izleyen yasaklar ileri sürülüyorsa kararların tarih ve kapsamlarını gösteren kronoloji hazırlanması yararlıdır. İdari dava ve kanun yolu dilekçelerinde hangi iddianın ileri sürüldüğü, mahkemelerin buna ne cevap verdiği ayrıca izlenmelidir.
Karar, yürürlükteki bir yasağı kendiliğinden hükümsüz sayıp hareket etmek için genel bir izin değildir. Somut işlemin hukuki denetimi, başvuru yolu ve süresi kendi koşullarıyla değerlendirilmelidir. Pratik çıkarım; güvenlik gerekçesinin somutlaştırılmasını, daha hafif önlemlerin incelenmesini ve yasakların toplam etkisinin görünür kılınmasını istemektir.


