IBAN’ını Kullandıran Kişinin Ceza Sorumluluğu: Kast, Deliller ve 2026 Düzenlemesi
Bir tanıdığın “hesabım bloke, ödeme senin hesabına gelsin” demesi, sosyal medyada hesap kullanımı karşılığında komisyon teklif edilmesi veya bir iş başvurusunda banka bilgileri istenmesi farklı riskler taşır. Hesabın dolandırıcılıkta kullanılması hâlinde hesap sahibi soruşturmayla karşılaşabilir. Ancak hesabın kişinin adına olması, onun bütün eylemleri gerçekleştirdiğini veya suçun amacını bildiğini tek başına ispatlamaz.
Öte yandan “Ben sadece IBAN verdim” açıklaması da her dosyada sorumluluğu ortadan kaldırmaz. İncelemenin merkezinde kişinin neyi bildiği, neye katkıda bulunduğu ve bu hususların hangi delillerle ortaya konulduğu vardır. Bu rehber, 13 Ekim 2026 itibarıyla güncel TCK hükümlerini, Temmuz 2026’da eklenen 158/4. fıkrayı ve savunma delillerinin araştırılmasına ilişkin AYM yaklaşımını birlikte ele alır.
Hesap sahipliği ile suçun faili olmak aynı şey midir?
TCK 20’ye göre ceza sorumluluğu kişiseldir. Dolandırıcılık bakımından hesabın sahibini belirlemek araştırmanın başlangıcı olabilir; fakat cezai sorumluluk değerlendirmesi bununla tamamlanmaz. Hesabın kim tarafından açıldığı, uygulamaya hangi cihazdan girildiği, parayı kimin çektiği ve işlemleri kimin yönlendirdiği incelenmelidir.
Meşru bir satışta ödeme almak için IBAN paylaşılması ile başkasına kart, şifre, doğrulama kodu veya hesabı fiilen kullanma imkânı sağlanması aynı durum değildir. Hesaba rıza dışında erişilmesi de ayrı bir ihtimaldir. Bu ayrımları yapmadan bütün hesap sahipleri için tek sonuç üretmek hem suçlamayı hem savunmayı eksik bırakır.
Örnek olarak, gerçek bir ürünün bedelini kendi hesabına alan satıcı ile hesabından gelen paraları komisyon karşılığında sürekli başka kişilere aktaran hesap sahibi farklı olgularla değerlendirilir. İkinci durumda da işlemlerin sayısı tek başına karar verdirmez; amaç, bilgi ve katkı birlikte araştırılır.
Kast nasıl değerlendirilir?
TCK 21, suçun unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesini esas alır. TCK 22 ise taksirli sorumluluğun ancak kanunun açıkça düzenlediği hâllerde doğacağını belirtir. Dolandırıcılık için sırf dikkatsizlik veya kötü bir arkadaş seçimi ile suçun işlenmesine bilinçli katkı birbirine karıştırılmamalıdır.
Bununla birlikte kast sadece kişinin “biliyordum” demesiyle ortaya konulmaz. Yazışmalar, komisyon anlaşması, para çekme biçimi, işlemlerin tekrarı, farklı mağdurlardan gelen ödemeler ve hesabın kullanımının gizlenmesine ilişkin davranışlar birlikte değerlendirilebilir. Kişinin açıklamasının bu kayıtlarla uyumlu olup olmadığı önemlidir.
Bilmediğini ileri süren kişinin iddiası da somut olay içinde araştırılmalıdır. Hesabını hangi amaçla kullandırdığını, karşı tarafı nasıl tanıdığını ve işlemleri ne zaman öğrendiğini destekleyebilecek kayıtlar savunmaya katkı sağlar. Bu, ispat yükünün kişiye geçtiği anlamına gelmez; iddia edilen alternatif olay akışının incelenebilir hâle getirilmesidir.
TCK 158/4 ile 2026’da ne değişti?
16 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’la TCK 158’e eklenen dördüncü fıkra, 157 ve 158. maddelerdeki suçlara belirli biçimde sınırlı kalan iştiraki düzenler. Kişinin kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla ödeme araçlarını yahut ilgili hesapların kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermesiyle sınırlı bir iştirak söz konusuysa verilecek cezanın yarı oranında indirilmesi öngörülür.
Bu hüküm “IBAN paylaşmak artık serbest” veya “hesabını kullandıran herkes yarı ceza alır” biçiminde okunamaz. Önce dolandırıcılık suçuna iştirak ve düzenlemedeki amaç şartı değerlendirilir. Daha sonra katkının gerçekten belirtilen bilgi veya araçları vermekle sınırlı olup olmadığı incelenir. Mağdurlarla görüşmek, sahte ilan hazırlamak ya da başka icra hareketlerine katılmak gibi ek eylemler varsa sınırlılık koşulu ayrıca tartışılır.
Düzenleme banka veya kredi kartı gibi ödeme araçları yanında banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı ve kripto varlık hizmet sağlayıcısı hesaplarına ilişkin araç ve bilgileri de kapsar. Yalnız hesabın adına kayıtlı olması nedeniyle otomatik uygulama yapılamaz. Özellikle kamuya açık biçimde ödeme alınabilen bir IBAN’ın paylaşılması ile hesabın kullanılmasını sağlayan araçların devri arasındaki somut fark önemlidir.
Eski tarihli olaylarda ise TCK 7’deki zaman bakımından uygulama ve lehe kanun ilkesi dikkate alınır. Farklı dönem hükümlerinin yalnız avantajlı parçalarını birleştirerek ceza hesabı yapılamaz. Eski ve yeni düzenlemenin olaya bütün olarak uygulanmasının sonucu karşılaştırılmalıdır. Kesinleşmiş dosyalarda da uygulanabilecek usul ayrıca değerlendirilir.
Fail, yardım eden ve sınırlı katkı nasıl ayrılır?
TCK 37, suçun kanuni tanımındaki fiili birlikte gerçekleştirenlerin faillik sorumluluğunu; TCK 39 ise suçun işlenmesini kolaylaştıran yardım biçimlerini düzenler. Hesap sahibi hakkında hangi sıfatın değerlendirileceği, olayın icrasındaki rolüne bağlıdır. Hesabı temin etmek, parayı çekmek, mağduru yönlendirmek ve organizasyonu yönetmek aynı katkı değildir.
2026’da eklenen özel hüküm nedeniyle yalnız genel iştirak maddelerine bakılarak sonuç çıkarılması da yeterli olmaz. Dosyada kişinin katkısının sınırları açıkça belirlenmeli ve özel düzenlemenin koşulları ayrıca değerlendirilmelidir. Tek bir cümle üzerinden herkese aynı ceza veya indirim oranını vaat etmek sağlıklı değildir.
Kişinin hiç kazanç elde etmemesi önemli bir veri olabilir; ancak her durumda sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Suç başka bir kişiye haksız yarar sağlama amacıyla da işlenebilir. Buna karşılık hesabına para gelmiş olması da kişinin bu paranın suçla bağlantısını bildiğini kendiliğinden göstermez.
Hangi kayıtlar fiilî kullanıcıyı ortaya koyabilir?
Banka hesap hareketleri, transfer saatleri, ATM veya şube işlem kayıtları ve mevcut kamera görüntüleri birlikte incelenebilir. Dijital işlemlerde kullanılan cihaz ve bağlantı bilgileri ile doğrulama süreçleri de araştırma konusu olabilir. Tek bir IP kaydı veya hesap sahibi bilgisi, ilgili kişinin bizzat işlem yaptığını her durumda kesin olarak göstermez.
Hesap sahibi ile hesabı kullanmasını isteyen kişi arasındaki iletişim özellikle önemlidir. İlk teklif, açıklanan amaç, varsa iş ilanı, komisyon konuşmaları ve paranın çekilmesine ilişkin talimatlar kronolojik sırayla korunmalıdır. Karşı tarafın yalnız görünen adı değil, bilinen telefon, profil bağlantısı ve diğer tanımlayıcı bilgileri de bildirilmelidir.
Delil talebi “bütün kayıtlar araştırılsın” şeklinde bırakılmamalıdır. Hangi gün hangi ATM’den yapılan çekimin kim tarafından gerçekleştirildiğini gösterebilecek görüntünün istendiği açıklanmalıdır. Erişim ve saklama koşulları nedeniyle bazı kayıtlar zamanla elde edilemeyebilir; bu yüzden talebin geciktirilmemesi önemlidir.
AYM Eşref Bingöl kararı neyi gösteriyor?
AYM’nin 18 Temmuz 2024 tarihli Eşref Bingöl kararına ilişkin resmî açıklamasında, başvurucunun hesabını kullanan başka bir kişiye ilişkin sosyal medya, fotoğraf ve telefon bilgileri verdiği, kamera kayıtlarının toplanmasını istediği aktarılıyor. Bu somut araştırma taleplerinin yeterli inceleme yapılmadan ve soyut gerekçelerle reddedilmesi, savunmayı iddia makamı karşısında dezavantajlı duruma düşürmüş kabul edildi.
AYM, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar verdi. Bu sonuç, bütün hesap kullandırma dosyalarında beraat verilmesi gerektiği anlamına gelmez. Karardan çıkarılabilecek esas nokta, olayın sonucunu etkileyebilecek savunma delillerinin araştırılması ve taleplerin somut gerekçelerle değerlendirilmesidir.
Bu bölüm, AYM’nin 2021/10332 başvuru numaralı karara ilişkin resmî basın açıklamasına dayanır. Açıklama, kararın tamamının yerine geçen bağlayıcı bir metin değildir.
İfadeye çağrılınca nasıl hazırlanmalı?
Önce hangi işlem ve dosya nedeniyle, hangi sıfatla çağrıldığınız belirlenmelidir. Hesap açılışından olayın öğrenilmesine kadar kısa bir kronoloji hazırlamak yararlıdır. Hatırlanmayan saat veya tutarları kesinmiş gibi söylemek yerine kayıtlarla kontrol edilmesi gerektiği belirtilmelidir.
Şüpheli, isnadı öğrenme, müdafi yardımından yararlanma, açıklamada bulunmama ve lehine delillerin toplanmasını isteme haklarına sahiptir. İfade tutanağında “hesabımı kullandırdım” gibi genel bir sözün hangi davranışı anlattığı açık olmalıdır. Sadece IBAN bildirildiği iddiası ile kart ve şifrelerin teslim edildiği iddiası birbirinden farklıdır.
Mevcut kayıtları silmek, başkalarının beyanını yönlendirmek veya gerçeğe aykırı belge oluşturmak savunma yöntemi değildir. Savunma, doğru olay akışı ve denetlenebilir kayıtlar üzerine kurulmalıdır. Hakların kullanılması ile soruşturmanın maddi delillerine zarar verilmesi birbirine karıştırılmamalıdır.
Hesaptaki bloke ve para iadesi neyi değiştirir?
Hesap üzerindeki işlemin banka güvenlik tedbiri, CMK 128/A kapsamında askıya alma veya adli elkoyma olup olmadığı öğrenilmelidir. Bunların dayanakları ve kaldırılma yolları aynı değildir. CMK 128/A kapsamında hesap sahibine bildirim yapılır; askıya almanın kaldırılması için savcılığa başvuru imkânı bulunur.
Suçtan elde edilen menfaatin iadesi ile hesap sahibinin cezai sorumluluğu ayrı incelenir. Mağdur zararının karşılanması, koşulları varsa etkin pişmanlık yönünden önem taşıyabilir; otomatik beraat sağlamaz. Herhangi bir ödeme öncesinde hangi dosyanın, hangi mağdurun ve hangi zararın karşılandığının açıklaştırılması gerekir.
Dosya değerlendirmesinde hangi sorular cevaplanmalı?
Hesap ne amaçla açıldı veya paylaşıldı? Fiilen kimin kontrolündeydi? Gelen paranın kaynağı hakkında ne biliniyordu? Talimatı kim verdi, para nereye gitti ve hesap sahibi ne kazandı? Bu soruların her biri ayrı bir delille ilişkilendirilmelidir.
Sağlıklı değerlendirme, hesap sahibini baştan suçlu saymaya da bütün sorumluluğu ismi verilen üçüncü kişiye yüklemeye de dayanmaz. Kişisel fiil, kast, katkının kapsamı ve güncel özel düzenleme birlikte incelenir. Böylece hem suçlamanın hem de savunmanın dayanakları görünür hâle gelir.


