Cezaevinde Zorla Saç Kesimi ve Güç Kullanımı: AYM Hasan Dursun Kararı
Cezaevinde güvenlik ve temizlik kuralları uygulanırken tutuklu veya hükümlünün insan onuru korunmak zorundadır. Bir kişinin saçının uzun olması, ona karşı fiziksel güç kullanılmasını kendiliğinden haklı kılmaz. Müdahalenin hukuki dayanağı, somut gerekliliği ve kullanılan yöntemin niteliği birlikte değerlendirilmelidir. Sonradan yapılan şikâyetin nasıl soruşturulduğu da ayrı bir anayasal meseledir.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Hasan Dursun başvurusunda bu iki boyutu birlikte ele aldı. 2020/9501 başvuru numaralı, 19 Şubat 2026 tarihli karar; 6 Ekim 2026 tarihli ve 33392 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. AYM, insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının hem maddi hem usul boyutunun ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi; yeniden soruşturma ve net 100.000 TL manevi tazminata hükmetti.
Başvuruda hangi olay incelendi?
Başvurucu, tutuklu bulunduğu dönemde duruşmaya katılmak üzere geçici olarak başka bir ceza infaz kurumuna gönderildi. Mayıs 2018’de bu kurumda saçlarının kesilmesi istendi. Başvurucu, daha önce başka bir kurumda saç uzunluğu nedeniyle verilen disiplin cezasının infaz hâkimliğince kaldırıldığını belirterek talebe karşı çıktı. Saçının kesilmesi için kendisine güç uygulandığını ve baskı altında saçlarını kısaltmak zorunda kaldığını ileri sürdü.
Kurum görevlilerinin tutanaklarında ise saç uzunluğunun temizlik ve güvenlik riski oluşturduğu, başvurucunun kendisine zarar verecek davranışlarda bulunduğu ve tehdit içeren sözler söylediği savunuldu. Olaydan sonra düzenlenen adli muayene raporunda yaralanma bulguları saptandı. AYM, tarafların anlatımlarını birbirinden ayırarak olayın belgelerini, kullanılan gücü ve soruşturmanın yürütülüşünü değerlendirdi. Görevlilerin her iddiası veya başvurucunun her anlatımı, bağımsız biçimde doğrulanmış bir olgu gibi kabul edilmedi.
AYM neden yalnızca saç uzunluğuna bakmadı?
Dosyanın asıl sorusu hangi saç biçiminin uygun olduğu değildi. İncelenen mesele, saç kesimi amacıyla başvurucuya karşı fiziksel güç kullanılmasının kesin olarak gerekli olup olmadığıydı. AYM, soruşturma makamının da güç kullanımını kabul ettiğini; başvurucunun olay anlatımı ve rapordaki yaralanma bulgularının birlikte değerlendirilebildiğini belirtti.
Bu nedenle inceleme iki aşamalı kuruldu: Önce güç kullanmanın gerekli olup olmadığı, gerekiyorsa uygulanan gücün kişinin tutumuyla orantılı ve aşırılıktan uzak olup olmadığı değerlendirilmelidir. Gereklilik ortaya konulmadan yalnızca yaralanmanın hafif olduğu veya kişinin emre uymadığı söylenerek müdahale hukuka uygun kabul edilemez. Kararın 51. ve 57. paragrafları bu ayrımı anlamak bakımından önemlidir.
Temizlik ve güvenlik gerekçeleri nasıl somutlaştırılmalı?
AYM, tutanaklarda başvurucunun saç uzunluğunun neden sağlık tehlikesi oluşturduğuna ilişkin somut bilgi bulunmadığını tespit etti. Örneğin bulaşıcı bir saç hastalığı, kurumda bitle mücadele veya saçın kesilmesini gerektiren başka bir sağlık ve temizlik durumu ortaya konulmamıştı. Aynı şekilde saçın topuz yapılması ile kurum güvenliği arasında somut bir bağ kurulmamıştı.
Bu değerlendirme, cezaevi idaresinin hiçbir sağlık veya güvenlik önlemi alamayacağı anlamına gelmez. AYM, tutuklu ve hükümlülerin sağlığın korunması ve salgın hastalıkların önlenmesi için alınmış tedbirlere uyma yükümlülüğünü de hatırlatıyor. Ancak genel bir risk ifadesi ile belirli bir kişiye fiziksel müdahaleyi gerekli kılan olgular aynı şey değildir. Riskin ne olduğu, hangi belgeye dayandığı ve seçilen müdahalenin neden gerekli görüldüğü açıklanmalıdır.
Eski tüzükteki hüküm zorla kesim için yeterli miydi?
Olay tarihinde yürürlükte olan ve daha sonra yürürlükten kaldırılan tüzükte, toplum içinde alışılmışın dışında saç, bıyık ve sakal uzatılmasına izin verilmeyeceğine ilişkin hüküm bulunuyordu. Karar bu eski düzenlemeyi olay tarihinin hukuki çerçevesi içinde inceliyor. Eski tüzük hükmünü bugün yürürlükte olan metinmiş gibi sunmak doğru olmaz.
AYM, saçla ilgili kurallara uyulmadığında hangi yöntemin izleneceğini ve saçın zorla kesilip kesilemeyeceğini açıklayan açık bir düzenleme bulunmadığına dikkat çekti. Somut olayda kanuna veya düzenlemelere dayalı bir emir ve bu emre direnme durumu kabul edilmedi; kullanılan gücün kesin gerekli olmadığı sonucuna ulaşıldı. Dolayısıyla kararın gerekçesi, soyut olarak bir bakım kuralının varlığına değil, uygulanan zorun dayanağı ve koşullarına odaklanıyor.
Maddi boyutta hangi ihlal bulundu?
Anayasa’nın 17. maddesi kapsamındaki kötü muamele yasağı, insan onurunu korur. AYM, tutuklu ve hükümlülerin özgürlükten mahrum bırakılmanın kaçınılmaz sonuçlarının ötesinde sıkıntı veya eziyete maruz bırakılmaması gerektiğini hatırlattı. Güç kullanımının gerekli olmadığı somut olayda, başvurucunun yaralanmasına neden olan muamele insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele olarak nitelendirildi.
Bu hukuki nitelendirme önemlidir: Kararda kullanılan kategori yerine, otomatik biçimde işkence yapıldığına hükmedildiğini söylemek isabetli değildir. Başvurucunun şikâyetinde yer alan suç adları ile AYM’nin anayasal ihlal tespiti birbirinden ayrılmalıdır. Aynı şekilde bir anayasal ihlal kararı, belirli bir görevlinin ceza sorumluluğunun bütün unsurlarının kesin hükümle saptandığı anlamına gelmez.
Soruşturma neden etkisiz bulundu?
Başvurucu, olayı gördüğünü belirttiği bir tutuklunun tanık olarak dinlenmesini istemişti; bu kişi dinlenmedi. Kamera görüntüleri üzerinde yapılan incelemede ise mesafe ve çözünürlük nedeniyle fiziksel müdahalenin bütün ayrıntıları belirlenememişti. Görüntülerin olayı tam açıklayamaması, diğer delillerin toplanması ihtiyacını ortadan kaldırmıyordu.
AYM ayrıca soruşturma makamının, olayda görev alan personelin müşteki sıfatıyla alınan ifadeleri ile aynı kişilerin düzenlediği tutanaklara aşırı ağırlık verdiğini belirtti. Saç uzunluğunun somut sağlık veya güvenlik riski oluşturup oluşturmadığı ve zor kullanımının açık hukuki dayanağı yeterince incelenmedi. Bu yaklaşımın soruşturmanın bağımsızlığına gölge düşürdüğü sonucuna varıldı. Böylece müdahalenin kendisinden ayrı olarak soruşturmanın yürütülüşü de ihlal oluşturdu.
Yeniden soruşturma kararı ceza verilmesini zorunlu kılar mı?
Hayır. AYM, etkili soruşturma yükümlülüğünün mutlaka mahkûmiyetle sonuçlanma yükümlülüğü olmadığını açıkça belirtiyor. Yapılması gereken; olayın aydınlatılmasını sağlayabilecek delilleri toplamak, gerektiğinde tanıkları dinlemek, güç kullanımının gerekliliğini değerlendirmek ve bunlara dayalı yeni bir karar vermektir.
Bu dosyada karar, yeniden soruşturma yapılmak üzere Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. Sonuç, doğrudan bir ceza hükmü veya bütün cezaevi disiplin kararlarını kaldıran genel bir düzenleme değildir. Yeniden soruşturmada AYM’nin belirlediği eksikliklerin giderilmesi gerekir; hangi kişi hakkında hangi ceza hukuku sonucuna ulaşılacağı ise yürütülecek soruşturmanın konusudur.
Tazminat ve belgeler bakımından neye dikkat edilmeli?
Başvurucuya talebiyle bağlı kalınarak net 100.000 TL manevi tazminat verildi. Maddi zarar hakkında bilgi ve belge sunulmadığından maddi tazminat talebi reddedildi. Ayrıca 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderine hükmedildi. Bu kalemler birbirinden farklıdır; karar, benzer her olayda aynı tutarın ödeneceğini göstermez.
Benzer bir iddiada olay tarihi, yer, görevlilerin ve tanıkların kimlik veya görev bilgileri, muayene raporları, şikâyet dilekçeleri, tutanaklar ve tebligatlar birlikte değerlendirilmelidir. Kamera kaydının korunması ve tanıkların dinlenmesi talebi somutlaştırılmalıdır. Bir belgedeki eksikliğin hangi olayı aydınlatmayı engellediği açıklanırsa inceleme daha anlaşılır hâle gelir. Başvuru yolları ve süreler ise ilgili kararın tebliği ve dosyanın aşamasına göre ayrıca belirlenmelidir.
Sık sorulan sorular
Karar cezaevindeki her saç kesiminin yasak olduğunu mu söylüyor?
Hayır. İnceleme, somut olayda saç kesimi amacıyla gerekliliği gösterilmemiş fiziksel güç kullanılması ve şikâyetin etkisiz soruşturulması hakkındadır. Rızaya dayalı bakım hizmetleriyle aynı durum söz konusu değildir.
Kamera kaydı net değilse şikâyet sonuçsuz mu kalır?
Hayır. Tıbbi bulgular, tanık anlatımları, tutanaklar ve olayın diğer koşulları birlikte değerlendirilir. Bu dosyada da görüntülerin sınırlılığı, bildirilen tanığın dinlenmemesini haklı kılan bir neden sayılmadı.
Kaynak karar
AYM Genel Kurulu, Hasan Dursun, B. No: 2020/9501, 19/2/2026; Resmî Gazete: 6/10/2026, sayı 33392. Güç kullanımı ve deliller için §§51–57; somut gerekçe ve maddi ihlal için §§58–61; soruşturma eksiklikleri için §§62–63; giderim için §§64–66 ve hüküm bölümü esas alınmıştır.


