top of page

Haber Kaynağıyla Görüşmek mi, Talimatla Haber Yaptırmak mı? AYM Hakan Şimşek Kararı

Yazarın fotoğrafı: Üzeyir AHISKALI
Üzeyir AHISKALI
9 Eki
4 dakikada okunur

Bir suç olayını haberleştirmek, şüphelinin görüşünü almak veya yayımdan önce bilgileri doğrulamak ile suç örgütünün amaçlarına hizmet edecek şekilde haberin içeriğine müdahale etmek aynı şey değildir. Anayasa Mahkemesinin Hakan Şimşek kararı, bu ayrımın yalnızca haberin başlığına bakılarak yapılamayacağını gösteriyor. Haber öncesindeki iletişim, yayın sürecindeki somut rol ve mahkûmiyet gerekçesi birlikte değerlendirilmelidir.

AYM Genel Kurulu, 12 Mayıs 2026 tarihli ve 2022/102726 başvuru numaralı kararında ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edilmediğine oybirliğiyle karar verdi. Karar, 6 Ekim 2026 tarihli ve 33392 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Aşağıdaki inceleme, bu sonucun hangi olgulara dayandığını ve karardan hangi genel sonuçların çıkarılamayacağını açıklamaktadır.

Başvuru hangi olaydan kaynaklandı?

Başvurucu, Alanya’da yerel bir medya kuruluşunda çalışıyordu. Örgütlü suçlara ilişkin soruşturma kapsamında elde edilen iletişim kayıtlarında, örgüt lideri ve yöneticisi olduğu belirtilen kişilerle iki adli olayın haberleştirilmesi hakkında konuştuğu tespit edildi. Yargılamada, bu görüşmelerin yalnızca bilgi edinmek amacıyla mı yapıldığı, yoksa örgütün toplum üzerindeki korkutucu etkisini artıracak haberler yaptırmaya mı yönelik olduğu tartışıldı.

Başvurucu, gazetenin muhasebe bölümünde çalıştığını, haberlerin hazırlanmasına veya değiştirilmesine yetkisinin bulunmadığını ve örgütle bağlantısı olmadığını savundu. Görüştüğü kişilerden biriyle akrabalığı bulunduğunu belirtti. İlk derece mahkemesi ise telefon görüşmelerinin içeriğini ve haberleri değerlendirerek örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 7 ay 15 gün hapis cezasına hükmetti. İstinaf başvurusu reddedildikten sonra bireysel başvuru yapıldı.

Eylemi reddeden kişi basın özgürlüğüne dayanabilir mi?

Başvurucu, haberleri kendisinin yaptırmadığını ileri sürmesine rağmen AYM şikâyeti ifade ve basın özgürlükleri kapsamında inceledi. Çünkü ceza mahkemesi mahkûmiyeti, başvurucunun haberlerin yayımlanmasını sağladığı kabulüne dayandırmıştı. Anayasal incelemenin kapsamı belirlenirken kişinin inkârı kadar, kamu makamının müdahaleye esas aldığı eylemin niteliği de dikkate alınır.

AYM’nin yaklaşımına göre aksi çözüm, temel hak ihlali ileri sürebilmek için kişiden suçlandığı davranışı kabul etmesini istemek anlamına gelebilirdi. Dolayısıyla bir kişi hem eylemin kendisine ait olmadığını savunabilir hem de mahkemenin kabul ettiği eylem nedeniyle uygulanan yaptırımın temel haklara aykırılığını ileri sürebilir. Bu imkân, başvurunun mutlaka ihlalle sonuçlanacağı anlamına gelmez; yalnızca anayasal değerlendirmeye engel bulunmadığını gösterir.

AYM müdahaleyi hangi ölçütlerle değerlendirdi?

Mahkeme, cezalandırmanın ifade ve basın özgürlüklerine müdahale olduğunu kabul etti. Ardından kanuni dayanak, meşru amaç ve demokratik toplum düzeninin gerekleri bakımından inceleme yaptı. Kararda Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesinin yedinci fıkrası kanunilik ölçütü yönünden yeterli görüldü; kamu düzeninin korunması da meşru amaç olarak kabul edildi. Ancak inceleme bu iki tespitle tamamlanmadı.

Bir müdahalenin kanuni dayanağının ve kamu düzeni amacının bulunması, tek başına ölçülü olduğunu göstermez. Somut olayda cezalandırmanın zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılayıp karşılamadığı ve kişinin özgürlüğü ile korunmak istenen menfaat arasında adil denge kurulup kurulmadığı ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle kararın sonucu, genel bir kamu düzeni gerekçesinden değil, dosyadaki iletişimin içeriğine ilişkin değerlendirmeden doğmuştur.

Haber kaynağıyla görüşme ile talimat arasındaki fark neydi?

AYM, telefon görüşmelerinde başvurucunun haberin şekli ve içeriği hakkında bilgi verdiğini, sakıncalı olabilecek noktaları aktardığını, eklenecek veya çıkarılacak bölümlere yönelik talimatlar aldığını değerlendirdi. Ayrıca haberlerin hızlı yayımlanması ve ilgili kişilerin isimlerinin haberde yer alması için çaba gösterildiğine dikkat çekti. Bu olgular karşısında, başvurucunun yayın sürecinde hiç rolü bulunmadığı savunmasının kabul edilmemesini temelsiz görmedi.

Karardaki sorun, suç isnadı altındaki biriyle yalnızca telefonla konuşulması değildir. AYM’nin değerlendirmesi, haberin kapsamının örgüt yöneticisinin onayına veya talimatlarına göre şekillendirilmesine dayanır. Haber kaynağının iddiaya cevabını almak, olayın doğruluğunu araştırmak ve cevap hakkını gözetmek başka; yayın kararını örgütün çıkarlarına hizmet edecek biçimde yönlendirmek başkadır. Bu ayrımın somut iletişim ve yayın bağlamında gösterilmesi gerekir.

Muhasebe bölümünde çalışmak sorumluluğu kendiliğinden kaldırır mı?

Başvurucunun gazeteci unvanıyla çalışmaması, bu dosyada tek başına belirleyici olmadı. AYM, başvurucunun yayımlanacak haberler hakkında bilgi sahibi olduğunu ve görüşmelerdeki rolünü dikkate aldı. Bu yaklaşım, cezai değerlendirmenin yalnızca işyerindeki görev adına indirgenemeyeceğini gösterir. Kişinin somut olayda ne yaptığı ve kabul edilen eylemi hangi delillerin desteklediği önem taşır.

Bunun karşısında karar, medya kuruluşunda çalışan herkesin yayımlanan bütün haberlerden sorumlu olduğu anlamına da gelmez. Muhabir, editör, yönetici veya başka bir çalışan bakımından rol ve isnat ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Akrabalık ilişkisi de tek başına örgüte yardım sonucuna götüren genel bir ölçüt olarak sunulamaz. Buradaki mahkûmiyet, görüşmelerin içeriği ve yayın sürecine ilişkin somut kabul üzerinden incelenmiştir.

Hapis cezası neden ölçüsüz bulunmadı?

AYM, basın faaliyetleri nedeniyle hapis cezasının ifade özgürlüğüyle ancak istisnai durumlarda bağdaşabileceğine ilişkin genel ilkesini hatırlattı. Bununla birlikte olayda, basının toplumu bilgilendirme işlevinin bir suç örgütü lehine kullanılmasına ilişkin mahkeme gerekçesini ilgili ve yeterli buldu. Verilen cezanın miktarı ile korunmak istenen meşru amaç arasında adil denge kurulduğu sonucuna ulaştı.

Bu değerlendirme, basınla ilgili her suçlamada hapis cezasının ölçülü sayılacağı şeklinde genelleştirilemez. Haber nedeniyle cezalandırma, ifade üzerindeki etkisi ve olayın özellikleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Karar ayrıca suç haberlerinin yayımlanmasını yasaklayan bir kural getirmiyor. Kamuoyunu bilgilendiren bir haber ile örgütün korkutucu gücünü pekiştirmek amacıyla yaptırıldığı kabul edilen yayın arasındaki farkı ele alıyor.

Diğer şikâyetler nasıl sonuçlandı?

Başvurucu, bazı kişilerin tanık olarak dinlenmemesi, lehine delillerin araştırılmaması ve iletişim kayıtlarının kullanılması gibi konularda da itirazlar ileri sürdü. AYM bu iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirdi ve başvurunun bu bölümünü açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez buldu. İfade ve basın özgürlükleri yönünden ise başvuru kabul edilebilir bulunmasına rağmen esas incelemesinde ihlal olmadığına karar verildi.

Kabul edilemezlik ile esas incelemesinde ihlal bulunmaması farklı sonuçlardır. Kararı bütün şikâyetlerin aynı yöntemle reddedildiği biçiminde özetlemek bu farkı siler. Somut başvuruda yeniden yargılama veya tazminat yönünde bir giderime hükmedilmedi; yargılama giderleri başvurucu üzerinde bırakıldı. Kararın sonucu oybirliğiyle alındı.

Yayın sürecinde hangi kayıtlar önem taşıyabilir?

Bu karardan hareketle yapılabilecek uygulama değerlendirmesi, yayın sürecindeki rollerin ve iletişimin bağlamının açıklanabilir olmasıdır. Haber metninin farklı sürümleri, kaynak doğrulama yazışmaları, editoryal kararlar ve kimin hangi değişikliği yaptığına ilişkin kayıtlar somut bir uyuşmazlıkta önem taşıyabilir. Bu öneri, kararın bütün medya kuruluşları için getirdiği yeni bir kayıt tutma zorunluluğu olarak anlaşılmamalıdır.

Hukuki değerlendirmede yalnızca tek bir konuşma cümlesi seçilmemeli; görüşmenin tamamı, haberin yayımlanan hâli ve kişinin yetkisi birlikte ele alınmalıdır. Kaynağın talebi ile editörün bağımsız değerlendirmesi arasındaki ayrımın korunması hem haberin güvenilirliğine hem sonradan yapılacak incelemeye katkı sağlar. Ceza sorumluluğuna ilişkin sonuç ise her dosyanın delilleri ve isnadı üzerinden belirlenir.

Sık sorulan sorular

Suç şüphelisinin görüşünü almak suç sayıldı mı?

Karar böyle bir genel sonuç içermiyor. AYM’nin incelemesi, belirli görüşmelerde haberin içeriğine ilişkin talimat alınması ve bunun örgüte yardım amacıyla bağlantılandırılması üzerinedir. Sırf görüşme yapılmasıyla aynı sonuca ulaşılamaz.

AYM başvurucunun haber üzerindeki rolünü hiç incelemedi mi?

İnceledi. Derece mahkemesinin değerlendirmesinin dayanağını ve anayasal özgürlükler üzerindeki etkisini ele aldı. Ancak tüm basın çalışanları için soyut bir ceza sorumluluğu kuralı oluşturmadı.

Kaynak karar

AYM Genel Kurulu, Hakan Şimşek, B. No: 2022/102726, 12/5/2026; Resmî Gazete: 6/10/2026, sayı 33392. İncelemenin kapsamı için §§20–21, temel ilkeler için §§26–32, somut değerlendirme için §§33–36, diğer iddialar için §§37–40 ve hüküm bölümü esas alınmıştır.

© 2026 Ahıskalı Hukuk & Danışmanlık 

  • LinkedIn
bottom of page