AYM İhlal Kararı Geç Uygulanırsa Ne Olur? H.A. Kararı ve Yeniden Yargılama
Güncelleme tarihi: 9 Eki
Anayasa Mahkemesinden hak ihlali kararı almak, ihlalin sonuçlarının kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Kararın ilgili mahkeme tarafından doğru kapsamda ve zamanında uygulanması gerekir. Yeniden yargılama işlemlerinin geciktirilmesi, başvurucunun kazandığı anayasal güvencenin etkisini azaltabilir; sonradan işlem yapılması da arada geçen dönemin bütün sonuçlarını silmeyebilir.
AYM Genel Kurulunun H.A. başvurusunda verdiği 8 Ocak 2026 tarihli karar, tam olarak bu sorunu ele alıyor. 2023/91027 başvuru numaralı karar, 6 Ekim 2026 tarihli ve 33392 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. AYM, önceki ihlal kararının 1 yıl 8 ay 16 gün gecikmeyle uygulanmasını değerlendirdi ve başvurucuya net 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti.
İlk ihlal kararı hangi yargılama hakkındaydı?
Başvurucu hakkında birden fazla suç isnadıyla yürütülen ceza yargılamasında, örgüt üyesi olmadığı hâlde örgüt adına suç işleme suçundan hapis cezası verilmiş, diğer suçlar bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmişti. Mahkûmiyetin kesinleşmesinden sonra yapılan bireysel başvuru, Deniz Yavuncu ve diğerleri dosyası içinde incelendi.
AYM, 23 Şubat 2023 tarihli bu önceki kararında ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Kararda, Hamit Yakut pilot kararında ortaya konulan kanunilik sorununun giderilmediği değerlendirmesi esas alındı. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması istendi. H.A. kararı, bu ilk incelemeyi baştan tekrarlamak yerine verilen kararın gereğinin yerine getirilip getirilmediğine odaklanıyor.
Mahkeme kararı neden eksik uygulamış sayıldı?
İlk ihlal kararı ilgili mahkemeye 2 Haziran 2023’te iletildi. Başvurucunun talebi üzerine mahkeme, yalnızca propaganda ve toplantı mevzuatına aykırılık suçları yönünden yeniden yargılama yapılmasını kabul etti. Buna karşılık örgüt üyesi olmaksızın örgüt adına suç işleme mahkûmiyeti yönünden yapılan talebi reddetti. Ret kararına itiraz da sonuç vermeyince başvurucu yeniden AYM’ye başvurdu.
Sorun, dosyada herhangi bir işlem yapılmamış olması değildi. İşlem yapılmış, ancak ihlalin asıl bağlantılı olduğu mahkûmiyet yeniden yargılama kapsamının dışında bırakılmıştı. AYM’nin yaklaşımı, kararın yalnızca hüküm kısmındaki hak adlarının okunmasının yeterli olmadığını gösteriyor. Gerekçe, ihlalin kaynağı ve giderilmesi istenen sonuçlar birlikte değerlendirilmelidir. Başka suçlar hakkında verilen kararlar, kapsam dışında kalan ihlali tek başına gidermez.
Sonradan beraat kararı verilmesi gecikmeyi ortadan kaldırdı mı?
İkinci bireysel başvuru devam ederken başvurucu üçüncü kez aynı mahkemeye başvurdu. Mahkeme 18 Şubat 2025’te ilgili suç yönünden yeniden yargılama işlemlerini başlattı; 21 Nisan 2025’te beraat kararı verdi. Mahkeme de önceki AYM kararının yanlış yorumlandığını ve diğer suçlarla sınırlı işlemlerin ihlali gidermediğini kabul etti.
AYM’nin incelediği tarihte beraat kararına karşı savcılığın temyiz incelemesi devam ediyordu. Dolayısıyla bu karar metninden hareketle beraatin bugün kesinleştiği söylenemez. AYM bakımından önemli olan, gerekli işlemlerin 1 yıl 8 ay 16 gün boyunca yapılmamış olmasıydı. Sonradan atılan adımlar yeni bir yeniden yargılama kararı verilmesi ihtiyacını ortadan kaldırsa da gecikme nedeniyle doğan manevi zararın ayrıca değerlendirilmesini engellemedi.
AYM sonrası yeniden yargılama olağan yenileme yolundan farklı mı?
Evet. Kararın 32. paragrafında, 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesine dayanan yeniden yargılama ile usul kanunlarındaki olağanüstü yargılamanın yenilenmesi kurumunun farklı olduğu açıklanıyor. AYM, ihlalin giderilmesi için yeniden yargılamaya karar verip dosyayı gönderdiğinde ilgili mahkeme yeniden yargılama sebebinin bulunup bulunmadığını baştan tartışamaz. Bu konuda ayrıca bir kabul edilebilirlik süreci yürütülmesi gerekmez.
Karar kendisine ulaşan mahkeme, tarafın yeni bir dilekçe vermesini beklemeksizin gerekli işlemleri başlatmalıdır. Uygulamada dilekçe sunulması dosyanın takibini kolaylaştırabilir; ancak mahkemenin yükümlülüğünün doğması bu dilekçeye bağlı değildir. İncelemenin amacı AYM kararının uygunluğunu denetlemek değil, tespit edilen ihlali ve sonuçlarını gidermektir. AYM belirli bir giderim yöntemini açıkça göstermişse bu yöntemin gereği yerine getirilmelidir.
Her yeniden yargılamada duruşma açılması zorunlu mu?
Karar böyle bir mutlak zorunluluk koymuyor. AYM, ihlalin niteliğine ve yapılması gereken işlemlere göre dosya üzerinden karar verilebileceğini veya duruşma açılabileceğini belirtiyor. Önemli olan yalnızca yeni bir esas numarası verilmesi ya da duruşma günü belirlenmesi değil, ihlalin gerektirdiği etkili giderimin sağlanmasıdır.
Örneğin giderilmesi gereken sorun bir delilin tartışılmaması ise yapılacak işlemler bunun niteliğine göre belirlenir. İhlal, mahkûmiyetin hukuki dayanağıyla ilgiliyse değerlendirme farklılaşır. Bu karşılaştırma açıklama amaçlıdır; H.A. dosyasındaki bütün ihlallerin aynı usulle giderileceği anlamına gelmez. Yeniden yargılama, her olayda otomatik beraat veya davanın tamamen kabulü sonucunu doğuran genel bir kural değildir.
Gecikme hangi hakları ihlal etti?
AYM, bireysel başvuru hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi. Mahkemeye başvurma imkânı, verilen ihlal kararının etkili biçimde uygulanmasını da içeriyor. Karar uygulanmadığında veya gereksiz biçimde geciktirildiğinde başvuru yolu başvurucu açısından işlevini kaybedebiliyor. Kararın 40–43. paragrafları bu bağlantıyı açıklıyor.
İfade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği sonucuna ise oyçokluğuyla ulaşıldı. Beş üye, bireysel başvuru hakkı yönünden ihlale katılmakla birlikte ilk başvurudaki maddi haklar bakımından yeniden ihlal kararı verilmesine katılmadı. Dolayısıyla kararı bütün sonuçlarıyla oybirliğiyle verilmiş gibi aktarmak doğru değildir. Görüş ayrılığı, kararın zamanında uygulanması yükümlülüğünün varlığından çok ihlalin hangi haklar altında nitelendirileceğiyle ilgilidir.
100.000 TL tazminat herkes için geçerli bir tutar mı?
Hayır. AYM, bu dosyada yalnızca ihlal tespitinin karşılamadığı manevi zarar için net 100.000 TL belirledi. Tutar, benzer gecikmeler yaşayan herkesin otomatik olarak kazanacağı bir tarife değildir. Gecikmenin süresi, ihlalin niteliği, kişinin durumu ve talebin dayanakları somut başvuru kapsamında incelenir.
Başvurucunun maddi tazminat talebi, zarar hakkında bilgi ve belge sunulmadığı için reddedildi. Ayrıca 42.220,60 TL yargılama giderine hükmedildi; bu kalem manevi tazminattan ayrıdır. Karar, maddi kayıp ileri sürülüyorsa yalnızca bir tutar yazılmasının yeterli olmayabileceğini gösteriyor. İddia edilen zarar, dayanak belgeler ve ihlalle bağlantısı açıklanmalıdır.
İhlal kararı sonrası dosya nasıl takip edilmeli?
Öncelikle AYM kararının tam metni, ilgili mahkemeye gönderilme ve ulaşma bilgileri, yeniden yargılama işlemleri, ara kararlar ve tebligatlar aynı dosyada toplanmalıdır. Başvurucunun talepleri ile mahkemenin yaptığı işlemler karşılaştırılmalı; ihlalin bağlantılı olduğu hüküm veya işlem kapsam dışında kalmışsa bu durum açıkça gösterilmelidir. Tarih sıralaması, gecikmenin hangi aşamada oluştuğunu anlamayı kolaylaştırır.
Ceza dosyalarında yalnızca cezanın infazı değil, ihlale konu mahkûmiyetin adli sicil, hak yoksunluğu veya başka kararlar üzerindeki sonuçları da önem taşıyabilir. Hangi sonuçların kaldırılması gerektiği kararın kapsamına göre değerlendirilmelidir. Yeni bir ret kararı ya da uygulama sorunu ortaya çıktığında başvuru yolları ve süreleri dosyaya özgü incelenmelidir; bu karar genel bir bekleme süresi veya süreleri durduran yeni bir kural getirmiyor.
Kararın uygulanması açıkça reddedilirse: Tayfun Kahraman (2)
Gecikmeden farklı olarak, AYM’nin yeniden yargılama kararına doğrudan uyulmaması da ayrı bir başvuru konusu olabilir. Genel Kurulun 2 Nisan 2026 tarihli Tayfun Kahraman (2) kararı, bu durumu ele alır. 2025/57667 başvuru numaralı karar, H.A. kararıyla aynı Resmî Gazete sayısında, 6 Ekim 2026’da yayımlanmıştır. Kararın konusu, ilk ceza davasının bütün delillerini yeniden tartışmak değil, daha önce verilen anayasal ihlal kararının uygulanmamasıdır.
AYM, başvurucunun önceki başvurusunda 31 Temmuz 2025’te hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar vermişti. İlk kararda özellikle mahkûmiyetin dayandığı deliller ile isnat edilen eylemler arasındaki bağın yeterince gerekçelendirilmemesi ve savunma güvenceleri üzerinde durulmuştu. Ancak ilgili ağır ceza mahkemesi, AYM’nin yetkisini aştığı değerlendirmesiyle yeniden yargılama talebini reddetti. Bu ret kararına yapılan itiraz da sonuç vermedi.
Mahkeme AYM’nin yetkisini tartışarak kararı uygulamayabilir mi?
İkinci kararda AYM’nin cevabı olumsuzdur. Anayasa’nın 148. maddesi bireysel başvuruyu inceleme yetkisini AYM’ye verir; 153. maddesi ise kararlarının yargı organlarını da bağladığını düzenler. Derece mahkemesi, ihlal kararının uygunluğunu yeniden denetleyen bir merci gibi davranamaz. AYM’nin istinaf veya temyiz mercii olmaması, temel hak güvencelerinin ihlal edilip edilmediğini incelemesine engel değildir.
Buradaki ayrım, hangi delilin suçun işlendiğini kanıtladığına doğrudan karar vermek ile mahkûmiyet gerekçesinin anayasal güvenceleri karşılayıp karşılamadığını denetlemek arasındadır. AYM, ilk kararında delil ile eylem arasındaki ilişkinin yeterli gerekçeyle açıklanmasını istediğini belirtmiştir. Dolayısıyla yeniden yargılamaya başlama yükümlülüğü, mahkemenin önceki hukuki görüşünü doğru bulup bulmamasına bağlı değildir.
İkinci karar tahliye veya beraat kararı mı?
Hayır. Çoğunluk, yeniden yargılama henüz başlamadığı için infazın durdurulması ve tahliye taleplerinin bu aşamada incelenmesine gerek görmemiştir. Kişi özgürlüğü ve güvenliği ile ayrımcılık yasağına ilişkin diğer iddialar da ayrıca incelenmemiştir. Bazı üyeler kişi özgürlüğü yönünden de ihlal bulunması gerektiğini karşıoylarında savunmuştur. Karşıoydaki değerlendirme, çoğunluğun hükmettiği sonuçla karıştırılmamalıdır.
Bireysel başvuru hakkının ihlal edildiği sonucuna oybirliğiyle, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlalinin sürdüğü sonucuna ise oyçokluğuyla ulaşılmıştır. Yeniden yargılama işlemlerine başlanması için karar İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. Başvurucuya net 100.000 TL manevi tazminat ve bundan ayrı 45.064,40 TL yargılama gideri ödenmesine karar verilmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kuruluna bilgi için gönderim, belirli bir disiplin cezasının verildiği anlamına gelmez.
H.A. ve Tayfun Kahraman (2) kararlarının pratik farkı
H.A. dosyasında gerekli yeniden yargılama işlemleri geç de olsa başlamış, bu nedenle tekrar yeniden yargılama emri verilmesinde hukuki yarar görülmemiştir. Tayfun Kahraman (2) dosyasında ise işlemler başlatılmadığından yeniden yargılamaya başlanması gerektiği ayrıca hükme bağlanmıştır. Her iki dosyada bireysel başvuru hakkı yönünden ihlal bulunması, giderimin her olayda aynı işlemlerle sağlanacağı anlamına gelmez.
Dosya takibinde bu nedenle yalnızca “AYM kararına uyulmadı” demek yerine, uygulanmayan hükmü, mahkemenin ret gerekçesini, kararın ulaşma tarihini ve sonradan yapılan işlemleri ayrı ayrı göstermek gerekir. Bu karşılaştırma, incelenen kararların tarihlerindeki durumu açıklar; sonraki yargılama veya infaz gelişmeleri hakkında bir tespit içermez. Somut bir başvuruda güncel dosya durumu ve başvuru süreleri ayrıca incelenmelidir.
Ek kaynak: AYM Genel Kurulu, Tayfun Kahraman (2), B. No: 2025/57667, 2/4/2026; yeniden yargılama için §43, bağlayıcılık ve anayasal denetim için §§62–77, incelemenin sınırı için §78, giderim için §§79–83 ve hüküm bölümü.
Sık sorulan sorular
AYM bu başvuruda yeniden yargılama emri verdi mi?
Hayır. Gerekli yeniden yargılama işlemleri sonradan başlatıldığı için yeni bir yeniden yargılama kararında hukuki yarar görülmedi. Kararın ilgili mahkemeye bilgi için gönderilmesiyle yetinildi; gecikmenin manevi sonucu için tazminat verildi.
Başvurucunun kimliği açıklanabilir mi?
AYM gizlilik talebini kabul etmiş ve kararı H.A. adıyla yayımlamıştır. Bu inceleme de aynı anonimleştirmeyi korur; kişinin kimliğine ilişkin bir çıkarım yapılmaz.
Kaynak karar
AYM Genel Kurulu, H.A., B. No: 2023/91027, 8/1/2026; Resmî Gazete: 6/10/2026, sayı 33392. Süreç için §§6–19; yeniden yargılamanın özellikleri için §§29–33; gecikme ve hak ihlalleri için §§35–44; tazminat ve giderim için §§45–47 ile hüküm ve karşıoy bölümleri esas alınmıştır.


