Israrlı Takip Suçu: Sürekli Mesaj, Fiziksel Takip ve Korunma Tedbirleri
İstenmeyen iletişimin farklı hesaplardan sürdürülmesi, kişinin evinin veya işyerinin çevresinde tekrar tekrar beklenmesi ve yakınları üzerinden ulaşılmaya çalışılması tek tek bakıldığında olayın ağırlığını göstermeyebilir. Israrlı takip değerlendirmesinde davranışların bütünü ve mağdur üzerindeki etkisi önemlidir. Hukuki inceleme yalnızca mesaj saymaya indirgenmemelidir.
TCK m.123/A, ısrarlı takibi ayrı bir suç olarak düzenler. Bu rehber 13 Ekim 2026 tarihinde kontrol edilen mevzuata göre şikâyet, deliller ve korunma yollarını açıklar. Ceza soruşturması ile devam eden tehlikeye karşı koruma talebi birbirinden ayrılmalı; acil güvenlik ihtiyacı, dosyanın tamamlanmasını bekleyen tali bir konu hâline getirilmemelidir.
Israrlı takip suçunun temel koşulları nelerdir?
Kanun, ısrarlı biçimde fiziksel takip yapılmasını veya haberleşme ve iletişim araçları, bilişim sistemleri ya da üçüncü kişiler kullanılarak temas kurulmaya çalışılmasını düzenler. Bu davranışların kişide ciddi huzursuzluğa ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olması aranır.
Bu nedenle her istenmeyen mesajın tek başına aynı suçu oluşturduğu söylenemez. Davranışın sürekliliği, yoğunluğu, farklı kanallardan devam etmesi ve ortaya çıkan etki birlikte değerlendirilir. Buna karşılık tehdit cümlesi kullanılmaması veya fiziksel saldırı gerçekleşmemesi de ısrarlı takip incelemesini kendiliğinden dışlamaz.
Örneğin engellenen kişinin yeni hesaplarla iletişimi sürdürmesi, ardından işyerine gelmesi ve arkadaşlar üzerinden mesaj iletmesi birlikte ele alınmalıdır. Başvuruda sadece son olay anlatılırsa süreklilik görünmeyebilir. İlk olaydan son olaya uzanan anlaşılır bir kayıt, hukuki değerlendirmenin temelini oluşturur.
Kaç mesajdan sonra suç oluşur?
Kanunda herkes için geçerli sabit bir mesaj sayısı bulunmaz. Aynı gün gönderilen çok sayıda mesaj ile haftalara yayılan, farklı yerlerde karşılaşmalarla desteklenen temas girişimleri aynı biçimde değerlendirilmeyebilir. Sıklık kadar davranışın niteliği ve mağdurun günlük yaşamına etkisi de önemlidir.
Bu yüzden dilekçede yalnızca “çok mesaj attı” demek yerine örnek tarihleri, kullanılan hesapları ve tekrar biçimini açıklamak yararlıdır. Ancak delil biriktirmek için rahatsız edici iletişimi sürdürmek veya yeni bir olay yaşanmasını beklemek zorunlu değildir. Mevcut tehlike ve eldeki kayıtlarla başvuru yapılabilir.
Temasın istenmediğini gösteren önceki açıklamalar dosyaya yardımcı olabilir. Bununla birlikte her mağdurun mutlaka belirli bir ihtar cümlesi göndermesi ya da faille yeniden iletişim kurması gerektiği söylenemez. Özellikle güvenlik riski taşıyan durumda yüz yüze görüşme, tek başına buluşma veya tartışmayı sürdürme önerilmez.
Eski eş veya eski partner olması sonucu değiştirir mi?
Suçun temel hâli için taraflar arasında evlilik veya duygusal ilişki bulunması gerekmez. Tanımadığı bir kişinin takibine maruz kalan kişi de olayını bildirebilir. Önceden kurulmuş bir ilişki, kişinin istemediği temasa süresiz rıza verdiği anlamına gelmez.
TCK m.123/A'da çocuğa veya hakkında ayrılık kararı verilen ya da boşanılan eşe karşı işlenme nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. “Eski partner” ifadesi ile kanundaki boşanılmış eş veya hakkında ayrılık kararı verilmiş eş koşulları aynı değildir. İlişkinin hukuki niteliği doğru aktarılmalı; her ayrılık otomatik olarak aynı ağırlaştırıcı neden sayılmamalıdır.
Mağdurun okulunu, işyerini veya konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olunması da kanunda ayrıca düzenlenir. Bu sonuçların takip nedeniyle ortaya çıktığı somutlaştırılmalıdır. Taşınma yazışmaları, işyeri bildirimleri veya okul işlemleri gibi mevcut belgeler bağlantının anlaşılmasına yardımcı olabilir.
Ciddi huzursuzluk ve güvenlik endişesi nasıl anlatılır?
Takibin günlük yaşamda yarattığı etkiler somut örneklerle açıklanmalıdır. İş çıkışında yalnız yürüyememek, aynı kişinin evin çevresinde beklemesi, yakınlara ulaşılması veya sürekli yeni hesap açılması olayın değerlendirilmesinde anlam taşıyabilir. Mağdurun yaşadıklarını abartılı sıfatlarla değil, gözlenebilir olaylarla aktarması önemlidir.
Tıbbi veya psikolojik destek alınmışsa mevcut belgeler sunulabilir; ancak her olayın ancak bir sağlık raporuyla ileri sürülebileceği şeklinde genel bir koşul yoktur. Tanıklar, yazışmalar, kamera kayıtları ve diğer hukuka uygun deliller birlikte değerlendirilebilir. Başvuru yapabilmek için kişinin yaşamını bütünüyle değiştirmiş olması da gerekmez.
Delil dosyası nasıl düzenlenmeli?
Tarih, olay, kullanılan iletişim kanalı, tanık ve ilgili ek numarasını içeren kısa bir çizelge hazırlanabilir. Bu yöntem özellikle telefon, sosyal medya ve fiziksel takip bir arada bulunduğunda parçalı kayıtların bağlantısını gösterir. Çizelge, özgün delillerin yerine geçmez; onları anlaşılır biçimde düzenler.
Mesajların öncesi ve sonrası, profil adresleri, arama kayıtları ve mevcut sesli mesajlar korunmalıdır. Kamera kaydı olabilecek yer ve saat mümkün olduğunca belirgin yazılmalıdır. Bu kayıtların silinme ihtimali varsa gecikmeden araştırılması talep edilebilir; kişinin yetkisi olmayan kamera sistemine veya hesaba girmesi doğru bir delil toplama yöntemi değildir.
Tanığın neyi doğrudan gördüğü ayrıca belirtilmelidir. Bir arkadaşın yalnızca mağdurdan duyduğu bilgiyi anlatması ile işyeri önündeki beklemeye bizzat tanık olması aynı ispat değerinde değildir. Farklı kaynakların açıkça ayrılması, başvurunun güvenilirliğini artırır.
Şikâyet süresi ve uzlaştırma bakımından durum nedir?
Israrlı takip suçu şikâyete bağlıdır. TCK m.73'teki altı aylık süre, fiil ve failin öğrenilmesiyle bağlantılı olarak değerlendirilir. Birbiriyle bağlantılı ve devam eden davranışlarda süre hesabı olayın hukuki niteliğine göre yapılacağından, her yeni mesajın geçmişteki bütün fiiller için sınırsız yeni süre yarattığı varsayılmamalıdır.
CMK m.253'ün güncel düzenlemesinde ısrarlı takip uzlaştırma dışında bırakılmıştır. Dolayısıyla suçun şikâyete bağlı olması, otomatik olarak uzlaştırmaya tabi olduğu anlamına gelmez. Şikâyetten vazgeçme ile taraflar arasında özel anlaşma yapılması da aynı işlem değildir; her birinin sonucu ayrıca değerlendirilmelidir.
6284 kapsamında korunma ceza davasından farklı mı?
Tek taraflı ısrarlı takip mağdurları, aralarında aile bağı bulunmasa da 6284 kapsamındaki korunma yollarından yararlanabilir. Uygun olayda yaklaşmama veya iletişimle rahatsız etmeme gibi tedbirler değerlendirilebilir. Koruma ihtiyacının incelenmesi için önceden kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti bulunması aranmaz.
Koruyucu tedbirler bakımından şiddetin uygulandığına ilişkin delil veya belge aranmaması ile önleyici tedbirlerin gecikmeden değerlendirilmesi birbirinden farklı kurallardır. Bu durum ceza yargılamasında ispat gerekmeyeceği anlamına gelmez. Mevcut kayıtların sunulması, riskin ve uygun tedbirin belirlenmesine yine yardımcı olur.
Koruma kararına rağmen takip sürerse ne yapılmalı?
Kararın kapsamı, süresi ve yasakladığı davranışlar okunmalıdır. Yeni bir temas girişimi olduğunda tarih, kullanılan hesap veya yer bilgisi kaydedilerek yetkili makama bildirilmelidir. Önceki başvuru numarası ve tedbir kararının örneği, olayların aynı süreçle bağlantısının görülmesini kolaylaştırır.
TCK m.123/A, hakkında uzaklaştırma veya konuta, okula ya da işyerine yaklaşmama tedbiri verilen failin fiilini ayrıca nitelikli hâl olarak düzenler. Tedbirin ihlali bakımından 6284 kapsamındaki sonuçlar da gündeme gelebilir. Hangi hükmün uygulanacağı, kararın içeriği ve yeni davranışla birlikte incelenmelidir.
Huzur ve sükûnu bozma ile aynı suç mudur?
TCK m.123'teki kişilerin huzur ve sükûnunu bozma ile m.123/A'daki ısrarlı takip farklı unsurlara sahiptir. Bir olayda tehdit, hakaret veya başka suç iddiaları da bulunabilir. Başvuranın bütün maddeleri doğru adlandırması beklenmez; yaşanan davranışları ve sonuçlarını açıkça anlatması daha önemlidir.
Somut dosya için hazırlanacak kayıt; tekrar eden temasları, günlük yaşamdaki etkiyi, güvenlik riskini ve istenen korunmayı birlikte göstermelidir. Böylece ceza sorumluluğuna ilişkin inceleme ile acil korunma ihtiyacı birbirine karıştırılmadan değerlendirilebilir.


