AİHM’nin A.A./Hollanda Kararı: Türkiye’de Yaşayan Çocuklar Bakımından Aile Birleşimi
Güncelleme tarihi: 12 Eyl

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 8 Eylül 2026 tarihli A.A./Hollanda kararında, Hollanda’da sığınma hakkı elde eden bir babanın Türkiye’de yaşayan beş çocuğu yönünden yaptığı aile birleşimi başvurusunun reddedilmesini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi kapsamında incelemiştir.
Davanın Türkiye ile bağlantısı, başvuruya konu çocukların ilgili tarihlerde anneleriyle birlikte Türkiye’de yaşıyor olmalarından kaynaklanmaktadır. Davalı devlet ise Türkiye değil, Hollanda’dır.
Uyuşmazlığın konusu
Yemen vatandaşı olan başvurucu, ülkesinde üç ayrı evlilik yapmış ve bu evliliklerden toplam on üç çocuğu dünyaya gelmiştir. Hollanda’da sığınma hakkı elde etmesinin ardından ilk eşi ve üç evliliğinden doğan çocukları için aile birleşimi başvurusunda bulunmuştur.
Hollanda makamları, ilk eş ile bu evlilikten doğan sekiz çocuk bakımından başvuruyu kabul etmiş; ikinci ve üçüncü eşlerden doğan beş çocuk yönünden ise talebi reddetmiştir. Ret kararında, çok eşliliğin Hollanda hukuk düzeni ve kamu düzeni anlayışıyla bağdaşmaması belirleyici olmuştur.
AİHM’nin değerlendirmesi
AİHM, öncelikle başvuruyu kabul edilebilir bulmuş ve uyuşmazlığı esastan incelemiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda, Sözleşme’nin özel ve aile hayatına saygı hakkını güvence altına alan 8. maddesinin ihlal edilmediğine oybirliğiyle karar verilmiştir.
Mahkeme, çok eşli evliliklerin Hollanda’da tanınmamasına rağmen baba ile çocuklar arasında Sözleşme kapsamında korunması gereken bir aile hayatının bulunduğunu kabul etmiştir.
Bununla birlikte AİHM, Avrupa Konseyi üyesi devletlerde çok eşliliğin yasaklanması konusunda güçlü bir ortak yaklaşım bulunduğunu belirterek devletlerin bu alanda geniş bir takdir yetkisine sahip olduğunu değerlendirmiştir.
Çocukların üstün yararı bakımından yapılan inceleme
Kararda, çocukların üstün yararının aile birleşimi başvurularında temel değerlendirme unsurlarından biri olduğu vurgulanmıştır. Ancak AİHM, çocuğun üstün yararının tek başına ve her durumda ilgili devlete ülkeye kabul yükümlülüğü getirmediğini belirtmiştir.
Somut olayda Mahkeme; çocukların anneleriyle birlikte Türkiye’de yaşamalarını, geçici koruma kimlik belgelerine sahip bulunmalarını, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişebilmelerini, başvurucu ile iletişim veya görüşmeyi engelleyen objektif bir neden gösterilememesini ve mali destek dışında özel bir bağımlılığın yeterli biçimde ortaya konulamamasını dikkate almıştır.
Mahkeme ayrıca çocukların Türkiye’de şiddete maruz kaldığını veya Türk makamlarının muhtemel saldırılara karşı kendilerini koruyamayacağını gösteren somut bir delil bulunmadığını değerlendirmiştir. Bu koşullar altında Hollanda makamlarının aile hayatının korunması ile göç kontrolü ve kamu düzeninin sağlanması arasında adil bir denge kurduğu sonucuna ulaşmıştır.
Kararın uygulama bakımından önemi
Karar, Türkiye’de yaşayan ve başka bir Avrupa ülkesinde bulunan ebeveyniyle aile birleşimi talep eden çocuklar bakımından önem taşımaktadır.
Bununla birlikte karar, aile birleşimi taleplerinin yalnızca çok eşlilik gerekçesiyle otomatik olarak reddedilebileceği anlamına gelmemektedir. AİHM, ulusal makamların her başvuruda aile bireylerinin özel koşullarını ve çocukların üstün yararını bireysel olarak değerlendirmesi gerektiğini kabul etmektedir.
Bu çerçevede çocuğun bakım ve gözetim ihtiyacı, sağlık ve eğitim koşulları, bulunduğu ülkedeki hukuki statüsü, güvenlik riski, ebeveyne fiziksel veya duygusal bağımlılığı, aile ilişkisinin uzaktan sürdürülüp sürdürülemeyeceği ve birlikte yaşamanın önündeki engeller somut bilgi ve belgelerle ortaya konulmalıdır.
Kararın Türkiye’deki bütün yabancı çocukların yaşam koşulları hakkında genel bir tespit içermediği özellikle belirtilmelidir. Mahkemenin değerlendirmesi, yalnızca dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler ile somut olayın özelliklerine dayanmaktadır.
Kararın kapsamı ve sınırları
A.A./Hollanda kararı Türkiye’de yeni bir hukuki düzenleme meydana getirmemekte ve Türk makamları yönünden doğrudan bir aile birleşimi uygulaması öngörmemektedir.
Kararın önemi, Avrupa ülkelerine yapılacak aile birleşimi başvurularında çocukların üstün yararı ile göç kontrolü ve kamu düzeni gerekçelerinin nasıl dengelenebileceğini göstermesinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla karar, bütün aile birleşimi başvuruları için genel ve değişmez bir sonuç olarak değil; çok eşlilik bağlamında ve somut olayın kendine özgü koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Karar bilgileri ve kesinleşme durumu
Karar: A.A./Hollanda. Başvuru numarası: 7481/23. Kararı veren bölüm: AİHM Dördüncü Bölüm. Karar ve yazılı bildirim tarihi: 8 Eylül 2026. Müzakere ve kabul tarihi: 8 Temmuz 2026. Sonuç: AİHS’nin 8. maddesi yönünden ihlal bulunmadığı. Karar şekli: Oybirliğiyle. Resmî basın duyurusu: ECHR 217 (2026), 8 Eylül 2026.
Karar, 9 Eylül 2026 tarihi itibarıyla kesinleşmemiştir. Kesinleşme durumu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 44. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen koşullara göre belirlenecektir. Karar bir kanun veya mevzuat değişikliği niteliğinde olmadığından ayrıca uygulanacak bir yürürlük ya da geçiş hükmü bulunmamaktadır.
Resmî kaynaklar
Bu içerik, AİHM’nin resmî İngilizce karar metni esas alınarak hazırlanmış özgün bir Türkçe incelemedir. Resmî Türkçe karar çevirisi niteliğinde değildir. Yazı genel bilgilendirme amacı taşımakta olup somut hukuki uyuşmazlıklar ayrıca değerlendirilmelidir.



Yorumlar